Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/26418 E. 2013/22724 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/26418
KARAR NO : 2013/22724
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, gündelik ve yol alacağı, fazla mesai ve hafta tatili ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, davalı işyerinde MB- Trac Operatörü olarak işe başladığını, görev alanı dışında bir başka işletmenin görev alanı içine giren İşletme Müdürlüklerinde geçici görevle gönderildiğini ve bu işyerlerinde çalıştırıldığını, 2645 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca yol masrafı ve görev harcırahı ödenmesi gerektiğini ileri sürerek harcırah ödetilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davacı, birleşen dosya ile fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının da davalıdan ödetilmesini istemiştir.
Davalı işveren, 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 49. maddesi uyarınca kendisine seyyar görev tazminatı ödendiğini, davacının seyyar olarak vazife gören hizmetli olup, asli görevi gereği memuriyet mahalli dışında görevlendirilmediğini, fazla mesai ve hafta tatili alacağının bulunmadığını savunarak davaların reddini talep etmiştir.
Mahkemece, hesap bilirkişi raporundaki hesaplamalar dikkate alınarak hafta tatili dışındaki taleplerin kabulüne karar verilmiştir.
Kararı taraflar vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının harcırah alacağına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı işveren tarafından davacıya görevlendirilen her gün için seyyar görev tazminatı ödendiği uyuşmazlık dışıdır. Ancak davacı işçi kendisine tam gündelik harcırah ödenmesi gerektiğini iddia etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı işçinin 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 3 ve 39. maddeleri uyarınca görevlendirilen her gün için tam gündelik alması gerektiği belirtilmiş ve hesaplanan fark alacak hüküm altına alınmıştır.
Uyuşmazlığın çözümü ile ilgili normatif hükümler incelenmesi gerekmektedir. 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 39. maddesine göre “Resmi bir görevle memuriyet mahalli içinde bir yere gönderilenlere gündelik verilmez. Geçici bir görevle memuriyet mahalli dışındaki bir yere gönderilenlerden, buralarda ve yolda öğle (saat 13.00) ve akşam (saat 19.00) yemeği zamanlarından birini geçirenlere 1/3, ikisini geçirenlere 2/3 oranında ve geceyi de geçirenlere tam gündelik verilir”. Aynı Kanun’un 49. maddesine göre ise “Asli görevleri gereği memuriyet mahalli dışında ve belirli bir görev bölgesi (Merkez veya il kuruluşuna dahil birimlerde il sınırı, bölge şeklinde çalışan birimlerde bölge sınırı) içinde fiilen gezici olarak görev yapan memur ve hizmetlilere gündelik ve (Aşağıda unvanları sayılanlar hariç) yol masrafı ödenmez. Bunlardan, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca görev unvanları ile iş ve çalışma özellikleri uygun görülenlere; bu Bakanlıkça vize edilen cetvellere dayanılarak fiilen gezici görev yaptıkları günler için almakta oldukları aylık/kadro derecelerine göre müstahak oldukları yurtiçi gündeliklerinin üçte biri günlük tazminat olarak verilir”.
Davacının üyesi olduğu sendika ile davalı işveren arasında imzalan Toplu İş Sözleşmesinin 37. maddesinde seyyar görev tazminatı başlığı altında açıkça “Asli görevleri gereği memuriyeti mahalli dışında ve belirli bir görev belgesi (Merkez veya İl kuruluşuna dahil birimlerde il sınırı, bölge şeklinde çalışan birimlerde bölge sınırı) içinde fiilen gezici olarak görev yapanlara Maliye Bakanlığınca vize edilen cetveller esas alınarak Seyyar Görev Tazminatı, bölge dışında ise genel hükümlere göre gündelik verilir” kuralına yer verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacı işçinin bölge sınırları içinde ancak asıl görev yeri dışında fiilen gezici olarak görev yaptığı ve bu görev gereği her gün için seyyar görev tazminatının kendisine ödendiği sabittir. Bu ödeme Harcırah Kanunu’nun 49 ve Toplu İş Sözleşmesinin 37. maddesine göre yerindedir. Davacının tam gündelik harcırah alabilmesi için bölge dışında görevlendirilmesi gerekirdi. Davacının bölge sınırları dışına çıkarıldığı iddia edilmediğinden, Harcırah Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca gündelik harcırah alacağına hak kazanma imkanı yoktur. Davanın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalıdır.
3- Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık, davacının fazla mesai ücretine hak kazanıp kazanmadığıdır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp ispatlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille sözkonusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı
belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Fazla çalışmanın belirlenmesinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 68. maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin dikkate alınması gerekir.
Somut olayda, dosya içeriğine göre, davacı fazla mesai alacağı konusunda işyeri kayıtlarının aksini yeterli ve inandırıcı delillerle kanıtlamayamadığı halde, mahkemece, yetersiz tanık anlatımına göre de, ayrıca hesaplama yapılan 04.04.2012 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm kurulması isabetli görülmemiştir. Mahkemece, aynı tarihli bilirkişi raporunda işyeri kayıtları esas alınarak belirlenen alacak miktarı hüküm altına alınmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 30.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.