Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/26880 E. 2014/36045 K. 18.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/26880
KARAR NO : 2014/36045
KARAR TARİHİ : 18.12.2014

MAHKEMESİ : Diyarbakır 2. İş Mahkemesi
TARİHİ : 11/04/2013
NUMARASI : 2010/968-2013/209

Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının şoför olarak davalı şirkette çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, fazla mesai alacağının faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiştir..
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kendi işçileri olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesini haklı sebep bulunmaksızın feshettiği, ancak diğer taleplerine ilişkin alacakları bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacının tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında öncelikle çözülmesi gereken uyuşmazlık davacı tarafından husumetin doğru davalıya yöneltilip yöneltilmediğidir.
Bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu usul hukuku değil, dava konusu hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk meselesidir. Bir davanın tarafları o davada gerçekten taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme dava konusu hakkın esasına girip karar veremez. Davayı sıfat yokluğundan reddetmesi gerekir. Davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine davalı sıfatı ise sübjektif hak kendisinden istenebilecek kişiye aittir. Kuşkusuz bu hak sözleşmeden, haksız fiilden, sebepsiz iktisaptan veya kanundan doğabilir.
Bir alacak davasında davalı olma sıfatı o alacağın gerçek borçlusuna aittir. Alacak davası, o alacağın gerçek borçlusundan başka bir kişiye karşı açılırsa, dava konusu alacağın mevcut olmadığından dolayı değil, davalının davalı sıfatına sahip olmadığından dolayı reddedilir.
Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak taraf sıfatı itiraz niteliğinde olduğundan hakim diğer itirazlar gibi dosyadan anlaşılabildiği sürece resen dikkate alır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 124. maddesi ile bir davada taraf değişikliğinin, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkün olduğu, maddi bir hatadan kaynaklanan veya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hâkim tarafından kabul edilebileceği, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceği düzenlenmiştir.
Hasımda yanılma halinde taraf değişikliği karşı tarafın muvafakati ile gerçekleştirilebilirken maddi hata bulunması, dürüstlük kuralına aykırı olmaması veya hasımda yanlışlığın kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde ise karşı tarafın muvafakati aranmaksızın hakim tarafından kabul edilmek suretiyle yapılabilmektedir.
Somut olayda; davalı şirketle davacının çalıştığı diğer şirketler arasında organik bağ olduğu açıktır. Davacı aynı yerde aynı işi yapmıştır. Bununla birlikte davanın Sosyal Güvenlik Kurumuna son bildirim yapılan işverene yöneltilmediği görülmektedir. Burada husumetin yanlış yönlendirilmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 124. maddesindeki şartlara göre düzeltilebilir niteliktedir. Bu sebeple davalının doğru gösterilmesi konusunda davacıya süre verilerek sonucuna göre doğru davalının bildireceği deliller toplanarak dava hakkında karar verilmelidir. Bunun yapılmaması isabetsizdir.
3-Diğer taraftan kesintisiz çalışmayı ispatlama külfeti kendisinde olan davacı bunu ispatlayamamıştır. Bu sebeple Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına itibar edilerek davacının çalışma süresinin belirlenmesi gerekirken bunun yapılmaması da hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 18.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.