YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27539
KARAR NO : 2014/36156
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ : Bakırköy 12. İş Mahkemesi
TARİHİ : 26/06/2013
NUMARASI : 2011/508-2013/401
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı şirkete ait inşaat şantiyesinde inşaat mühendisi olarak çalışan müvekkiline fazla çalışma ve hafta sonu ücretlerinin ödenmediğini, müvekkiline müzayaka halinde ibraname imzalatıldığını belirterek bu alacakların davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının iş sözleşmesinin 26.9.2011 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-d maddesine göre feshedildiğini, ancak mağdur edilmemesi ve aynı Kanun’un 26. maddesindeki altı iş günlük sürenin geçmesi sebebiyle davacıya çalışma süresi karşılığı ihbar ve kıdem tazminatları ile ücret alacaklarının hesaplanarak banka hesabına ödendiğini ve davacının imzaladığı ibraname ile müvekkili şirketin ibra edildiğini ve davacının iddia ve taleplerinin kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasında düzenlenen ibranamenin geçerliliği ve sonucuna göre fazla çalışmanın bulunup bulunmadığı konularında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İbra sözleşmesi, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup, kabul edilen Kanun’un 132. maddesi “Borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı tutulmuş olsa bile borç, tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle tamamen veya kısmen ortadan kaldırılabilir” hükmünü getirmiştir. İbranameyle ilgili olarak diğer önemli bir düzenleme ise 6098 sayılı Kanun’un 420. maddesinde yer almıştır. Sözü edilen hükme göre, işçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur.
Ancak yukarıda sözü edilen bu hükümler 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 6098 sayılı Kanun’un yürürlükte olmadığı bir dönemde düzenlenen ibranamenin geçerliliği sorunu, Yargıtay’ın ibraname konusunda yerleşmiş uygulamaları çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Miktar içeren ibra sözleşmelerinde, alacağın tamamen ödenmiş olması durumunda borç ifa yoluyla sona ermiş olur. Buna karşın kısmi ödeme hallerinde ibraya değer verilmemekte ve yapılan ödemenin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmektedir.
Miktar içermeyen ibra sözleşmelerinde ise, geçerlilik sorunu titizlikle ele alınmalıdır. İrade fesadı denetimi yapılmalı ve somut olayın özelliklerine göre ibranamenin geçerliliği konusunda çözümler aranmalıdır. Fesihten sonra düzenlenen ve alacak kalemlerinin tek tek sayıldığı ibranamede, irade fesadı haller ileri sürülüp kanıtlanmadığı sürece ibra iradesi geçerli sayılmalıdır.
İbranamede yer almayan işçilik alacakları bakımından, borcun sona erdiği söylenemez. İbranamede yer alan işçilik alacaklarının bir kısmı yönünden savunma ile çelişkinin varlığı ibranameyi bütünüyle geçersiz kılmaz. Savunma ile çelişmeyen kısımlar yönünden ibra iradesine değer verilmelidir. Başka bir anlatımla, bu gibi durumlarda ibranamenin bölünebilir etkisinden söz edilebilir. Bir ibraname bazı alacaklar bakımından makbuz hükmünde sayılırken, bazı işçilik hak ve alacakları bakımından ise çelişki sebebiyle geçersizlikten söz edilebilir. Aynı ibranamede çelişki bulunmayan ve miktar içermeyen kalemler bakımından ise borç ibra yoluyla sona ermiş sayılabilir.
Somut olayda; davalı şirkete ait şantiyede inşaat mühendisi olarak çalışan davacı, ücret ve asgari geçim indirimi alacakları ile kıdem ve ihbar tazminatlarını ve miktarlarını belirtir 26.09.2011 tarihli ibranamenin altına kendi el yazısı ile “fazla mesaisi ve mesai alacağının” bulunmadığını yazarak bu belgeyi imzalamıştır. Bu ibraname, davalı delilleri arasında dosyaya sunulmuş, yargılama sırasında davacı tarafından üzerindeki imza inkar edilmemiş, bu belgeye ilişkin ileri sürülen irade fesadı hali de ispat olunmamıştır. İbranamede fazla çalışma alacağına ilişkin herhangi bir rakamın yazılı olmasının ibranamenin geçerliliği için şart olmayacağı da göz önüne alınarak, söz konusu ibranameye değer verilerek fazla çalışma isteminin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
2-Davacının, hafta tatili çalışması yapıp yapmadığı hususu taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık konusudur.
Hafta tatili konusunda, dinlenen üç davacı tanığından iki tanesi davalı şirkete ait işyerinde altı gün çalışma olduğunu belirtmişlerdir. Yine davalı tanıkları da bu işyerinde altı gün çalışıldığını belirtmişlerdir. Dosya içeriğinde bulunan işyeri kayıtlarında da Pazar günü tatil olduğu görülmektedir. Bu sebeplerle bu alacağın da reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.