Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/27680 E. 2014/36246 K. 22.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/27680
KARAR NO : 2014/36246
KARAR TARİHİ : 22.12.2014

MAHKEMESİ : ANKARA 7. İŞ MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/06/2013
NUMARASI : 2009/1173-2013/613

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkeme tarafından davalının temyiz başvurusunun kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesi ile davalı vekilinin temyiz istemi, 25.07.2013 tarihli ek karar ile reddedilmiştir. Temyiz isteminin reddine ilişkin verilen ek karar davalı tarafça süresi içerisinde temyiz edilmiştir
Mahkemece, davacının tespit edilen alacak miktarının kesinlik sınırının altında olmadığının anlaşılmasına göre temyiz isteminin reddine ilişkin yerinde olmayan ek kararın kaldırılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi M. H. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket işyerlerinde yönetici olarak 01.10.1988 – 01.07.1993 ve 01.10.1995 – 02.12.2009 tarihleri arası çalıştığını iş sözleşmesinin 02.12.2009 tarihinde haksız ve ihbarsız olarak feshedildiğini, aylık net ücretinin 2.400,00 TL olduğunu, fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırmadığını, beyanla bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının eşinden ayrılması sürecinde hal ve hareketlerinin değiştiğini, mazeretsiz devamsızlık yaptığını ve işyerine alkollü olarak geldiğini, şirket temsilcisi M.Ö.’yı tehdit ettiğini, davacının bu davranışları üzerine 02.12.2009 tarihinde iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporuna göre davacının kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık ücretli izin ve ücret alacağı taleplerinin kabulüne karar vermiştir.
Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- İş sözleşmesinin hak düşürücü süre içinde haklı sebeple feshedilip feshedilmediği hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
İşçi veya işveren bakımından haklı fesih sebeplerinin ortaya çıkması halinde, iş sözleşmesinin diğer tarafının sözleşmeyi haklı sebeple fesih yetkisinin kullanılma süresi sınırsız değildir. Bu bakımdan 4857 İş Kanunu’nun 26. maddesinde, fesih sebebinin öğrenildiği tarih ile olayın gerçekleştiği tarih başlangıç esas alınmak üzere iki ayrı süre öngörülmüştür. Bu süreler içinde fesih yoluna gitmeyen işçi ya da işverenin feshi, haklı bir feshin sonuçlarını doğurmaz. Bu süre, feshe sebep olan olayın diğer tarafça öğretilmesinden itibaren altı iş günü ve herhalde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirlenmiştir.
Altı iş günlük süre işçi ya da işverenin haklı feshe sebep olan olayı öğrendiği günden itibaren işlemeye başlar. Olayı öğrenme günü hesaba katılmaksızın, takip eden iş günleri sayılarak altıncı günün bitiminde haklı fesih yetkisi sona erer.
İşverenin tüzel kişi olması durumunda altı iş günlük süre feshe yetkili merciin öğrendiği günden başlar. Bu konuda müfettiş soruşturması yapılması, olayın disiplin kurulunca görüşülmesi süreyi başlatmaz. Olayın feshe yetkili kişi ya da kurula intikal ettirildiği gün altı iş günlük sürenin başlangıcını oluşturur. Bir yıllık süre ise her durumda olayın gerçekleştiği günden başlar.
Somut olayda davacı işçi davalı işyerinde 01.10.1988 – 01.07.1993 ve 01.10.1995 – 02.12.2009 tarihleri arası çalışmıştır. Davacı iş sözleşmesinin bir takım asılsız isnatlarla davalı işveren tarafından 02.12.2009 tarihinde feshedildiğini ileri sürmüş, davalı işveren davacının iş sözleşmesinin davalı şirket temsilcisini tehdit etmesi üzerine haklı sebeple feshedildiğini savunmuş, mahkemece davacının iş sözleşmesinin feshe konu eylemin meydana geldiği 22.11.2009 tarihi itibariyle altı iş günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 07.12.2009 tarihinde feshedildiğinden bahisle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin kabulüne karar verilmiştir.
Fesih konusunda davanın tarafları, feshin 02.12.2009 tarihinde yapıldığı hususunda mutabıktırlar. Hal böyle olunca feshe konu eylem ile fesih tarihi arasında altı iş günlük hak düşürücü sürenin geçmediği anlaşılmakla kıdem ve ihbar tazminatı alacaklarının reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.12.2014 tarihinde oy birliği ile karar verildi.