Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/28876 E. 2013/22411 K. 25.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/28876
KARAR NO : 2013/22411
KARAR TARİHİ : 25.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 06.12.2010-10.05.2012 tarihleri arasında spor yöneticisi olarak çalıştığını, davacının çalışma süresince örnek davranışlarda bulunmadığını, şirket kurallarına uymadığını, davacının davranışlarına ilişkin birçok yazılı şikayetin bulunduğunu, kotasını tutturabilmek için hiç düşülmemesi gereken dersleri düştüğünü, bu durumunda şikayet dilekçelerinden anlaşılacağını, davacının bu konulara ilişkin savunma vermekten imtina ettiğini bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etti.
Mahkemece, iş sözleşmesinin haklı ve geçerli sebeplerle feshedildiğinin ispat yükünün davalıya ait olduğunu, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde davacının iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı ve geçerli sebeplerle feshedildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğinden, davacının 06.12.2010-10.05.2012 tarihleri arasında davalı işyerinde spor yöneticisi olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin spor departmanının yönetilmesi konusunda becerilerinde eksiklikler olduğu, çalışanların ve üyelerin memnuniyetinin sağlanmasında yönetimsel sıkıntılar yaşandığı gerekçesiyle geçerli sebep belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, davacının iş sözleşmesi yönetimsel eksiklikleri, çalışanların ve üyelerin memnuniyetinin sağlanmasında sıkıntılar yaşandığı gerekçesiyle feshedildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde davacı hakkında bazı çalışanların davacının ders kotasını doldurmak için verilmemiş dersleri sistemden düşürdüğünü belirten dilekçe verdiği, davacıdan bu konu hakkında savunmasının istendiği ancak davacının savunmadan imtina ettiğine dair tutanak tutulduğu, ayrıca yine işyeri çalışanlarının bir kısmının davacının çalışanlar arasında ayrımcılık yaptığı, diğer yöneticiler ve çalışanlarla sorunlar yaşadığı, şirket kurallarına aykırı davranışlarda bulunduğuna dair dilekçe verdikleri, davacıdan bu konuya ilişkinde savunmasının istendiği, davacının savunmadan imtina ettiğine dair tutunak tutulduğu anlaşılmaktadır. Tüm dosya kapsamı, tanık beyanları, dosya içinde şikayet dilekçeleri hep birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı ile iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemiyeceği sabittir. Hal böyle olunca davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedildiği anlaşılmakla mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerekli iken kabulüne ilişkin karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 170,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 25.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.