Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/29273 E. 2013/22813 K. 30.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/29273
KARAR NO : 2013/22813
KARAR TARİHİ : 30.10.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

DAVA : Davacı, aidat alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkili sendika ile davalı … arasında toplu iş sözleşmelerinin imzalandığını, davalı Belediyenin sendika adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca kesildikleri tarihten itibaren bir ay içinde müvekkiline ödenmediği gibi, işverene gönderilen 20.01.2006 tarihli ihtarnameye rağmen de ödenmekten kaçınıldığını iddia ederek aidat alacaklarının kesildikleri tarihlerden bir ay sonra başlayarak en yüksek işletme kredisi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, aidat asıl alacağının 4.673,60 TL olduğu, bilirkişi raporundaki temerrüt tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı ile işlemiş faiz miktarının ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine,
üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan 2004-2006 ile 2006-2007 ve 2007-2008 dönemleri toplu iş sözleşmelerinin 10. maddesinde “işveren 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümlerine uygun olarak sendika üyelerinin aidatlarını keserek işçi aylık ücretlerinin ödendiği günü izleyen 3 gün içinde sendikanın bildireceği banka hesabına yatırmakla yükümlüdür. Dayanışma aidatı da aynı esaslara tabidir. İşveren bu süre içinde kesmediği ya da kesip sendikanın hesabına yatırmadığı aidatları ödemesi gereken tarihten itibaren (her ay için takip eden ayın sonuna kadar) 2821 sayılı Yasanın 61. Maddesi gereği yasal faizden aşağı olmamak üzere en yüksek işletme kredisi faiziyle ödemek zorundadır” denilmiştir.
2002-2004 dönemi toplu iş sözleşmesinin 11. maddesinde ise, “işveren 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümleri ile sendika tüzük hükümlerine uygun olarak sendikaca bildirilecek üyelerden aidat keserek sendikanın bildireceği hesaba her ay yatırmak zorundadır. Bu konudaki yasa hükmü saklıdır.” Hükmüne yer verilmiştir.
Bütün bunlara ek olarak, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” İkinci fıkrasında ise “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilirken aynı Kanun’un 84. maddesinde; “Borçlu faiz veya masrafları tediyede gecikmiş değil ise kısmen icra eylediği tediyeyi resülmale mahsup edebilir. Alacaklı alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya sair teminat almış ise borçlu kısmen icra eylediği tediyeyi temin edilen veya teminatı daha iyi olan kısma mahsup etmek hakkını haiz değildir” düzenlemesi yer almıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde; dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 61. maddesi anlamında toplu iş sözleşmesinin tarafı olan ya da yetki belgesi olan sendikanın her toplu iş sözleşmesi dönemi için işverence kesilecek aidat miktarı, aidat kesintisi yapılacak üye listesi ile kesilen tutarlarının yatırılacağı banka hesabının bildirildiğine dair dosyada belge ya da belgeler bulunmamaktadır. Bu bildirimler olmadığı takdirde toplu iş sözleşmesinde yer alan temerrüt tarihlerine göre faize hükmedilemez. Diğer taraftan dosyada 20.01.2006 keşide 02/02/2006 tebliğ tarihli ihtarname bulunduğu görülmektedir. Bu ihtarname davalı tarafı temerrüde düşürmeye elverişlidir. İhtarname içeriği dikkate alınarak ihtarname kapsamında yer alan aidat alacakları bakımından ihtarnameye göre, bunun dışında kalan aidat alacakları bakımından ise dava ve ıslah tarihine göre faize karar verilmelidir. Bunun yapılmayarak yazılı şekilde hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 30.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.