Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/29481 E. 2013/21916 K. 22.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/29481
KARAR NO : 2013/21916
KARAR TARİHİ : 22.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait iş yerinde 27.08.2010 -25.11.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş akdinin işveren tarafından haklı ve geçerli nedene dayanılmaksızın feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini ve işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının amirleri hakkında asılsız iddialar ile Cumhuriyet Savcılığına şikayette bulunduğunu, bunun üzerin iş akdinin 25/ II-b maddesi gereğince haklı nedene dayalı feshedildiğini ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin davalı işverence haklı nedenle feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 24.09.2012 tarih 2012/11432 E- 2012/19493 K sayılı ilamı ile “davacının davalı işyerinde çalışan insan kaynakları müdürü, başmühendis ve sağlık müdürü hakkında hakaret, yaralama ve tehditten savcılığa şikayet dilekçesi verdiği savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de kararın kesinleşmediği, anılan takipsizlik kararının kesinleşmesi beklenmeden ve davacı tarafından bildirilen tanıklar dinlenmeden karar verilmiş olması hatalı olduğu “ belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir
Yerel mahkemece usul ve yasaya uygun bulunan bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; işveren tarafından davacının iş akdi diğer çalışanlara iftira düzeyinde açıklamalarda bulunduğu iddiası ile feshedilmiş ise de, yasal şikayet hakkını kullanan davacının bu eyleminin hak arama özgürlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle işveren tarafından gerçekleştirilen feshin geçerli nedene dayanmadığı gerekçesi ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulmuştur .

Karar süresi içerisinde davalı tarafça temyiz edilmiştir
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, iş yerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak iş yerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu iş yerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
Somut olayda Dörtyol Cumhuriyet Savcılığının 2011 /4049 sayılı dosyasının içeriği ile; davacının işyerinde iş güvenliği ve sağlık kurallarına uygun şekilde güvenlik önemleri almaması nedeni ile 15.09.2012 tarihinde yüksek oranda zehirli gaza maruz kaldığını belirttiği, bu olay nedeni ile sağlık durumunun bozulduğunu ve ilgili sağlık kuruluşlarına başvurarak rapor alması üzerine amirlerinin ve diğer çalışanlarının kendisine hakaret ve tehditlerde bulunduklarını ileri sürdüğü görülmektedir
Davacının el yazısı ile hazırladığı 12 sayfalık şikayet dilekçesinin içeriği ve dosya içerisine ibraz edilen belgeler ve tanık anlatımlarından, iş yerinde 27.08.2010- 25.11.2011 tarihleri arasında 1 yıl 2 ay süre ile çalışmış olan davacının işe başladıktan kısa bir süre sonra yüksek oranda zehirli gaza maruz kaldığı iddiası ile sağlığının bozulduğunu ileri sürmesi üzerine, Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinde yatarak tedavi gördüğü ve ilgili hastahane tarafından mesleki patalojisinin olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. Belirtilen bu tedavi sonrasında davacının şikayetlerine devam etmesi üzerine de işveren tarafından davacının çalıştığı bölümün değiştirildiğini görülmektedir .
Ancak davacının yeni görevlendirildiği bölümde de sağlık sorunları yaşadığını ileri sürdüğü ve çalıştığı tüm süre boyunca hemen hemen her gün hakaret ve tehdite maruz kaldığını ileri sürerek işverenin çalışanı olan 10 kişi aleyhine şikayette bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı ileri sürdüğü bu olaylara ilişkin herhangi bir delili ibraz edememiş ve iddialarını tanık beyanları ile de ispatlayamamıştır. Dörtyol Cumhuriyet Savcılığı tarafından davacının şikayetlerine ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
Davacı işçinin sağlık sorunları bulunduğunu ileri sürmesi üzerine işveren tarafından tedavi görmesinin engellenmediği, talebi üzerine görev yerinin değiştirildiği anlaşılmaktadır. Davacının ise, çalışma süresinin başlangıcından itibaren ispatlayamadığı iddialarla, işverenin diğer çalışanları hakkında çok sayıda şikayette bulunduğu sabittir . İşçinin bu davranışları 4857 sayılı Kanun’un 25/II.- maddesinin bendinde öngörülen haklı sebep niteliğinde olmamakla birlikte, iş yerinde işin görülmesini olumsuz etkileyen davranışlardır. Bu durumda, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren tarafından makul ölçüler içinde beklenemeyeceği anlaşılmaktadır. Fesih geçerli nedene dayandığından davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalıdır .
Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle;
1-)Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-)Davanın REDDİNE,
3-)Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-)Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 90,00 yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-)Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-)Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 22.10.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.