Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/29758 E. 2013/20312 K. 01.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/29758
KARAR NO : 2013/20312
KARAR TARİHİ : 01.10.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatı, yıllık izin ücreti, jestiyon, fark ücret alacağı, vakıf ücreti prim ve faiz alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı işçi, kesinleşen işe iade kararı üzerine süresi içerisinde işverene başvuruda bulunmasına rağmen, davalı işverence işe iade edilmediğini, hak kazandığı kıdem, ihbar, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağının eksik ödendiğini, ayrıca işyerinde 15.04.2007 tarihinde tüm çalışanlara bir maaş tutarında jestiyon primi ödemesi yapıldığını, bu ödemeye de hak kazandığını, işe başladığı tarihte güvenlik vakfına üye kaydedildiğini ve ücretinden vakıf giriş aidatı kesildiğini, kesilen bu aidatında kendisine iade edilmesi gerektiğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya hak kazandığı ücret ve tüm sosyal haklarının ödendiğini ileri sürmüş, jestiyon primi ve vakıf giriş aidati ile ilgili taleplerinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan ilk yargılama sonucunda verilen 17.06.2010 tarih 2008/625 esas- 2010/376 karar sayılı ilam ile davanın kısmen kabulü yönünde hüküm kurulmuştur. Kararın süresi içerisinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan inceleme sonucunda, Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 02.10.2012 tarih 2012/18898 esas-2012/20619 karar sayılı ilamı ile, davacının 4 aylık boşta geçen süre ücret alacağı hesaplanırken 2007 yılında işverenin işçi ücretlerinde hangi ay itibari ile ücret artışı gerçekleştirdiği hususunun araştırılması gerektiği, fesihten sonra diğer işçilere bonus primi adı altında yapılan ödemenin jestiyon primi olup olmadığının belirlenmesinin zorunlu olduğu ve taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinde davacının aylık ücretine fazla çalışma ücretlerinin dahil olduğu belirtildiğinden ve davacı işçinin yılda 270 saati aşan fazla çalışmasının bulunduğunu ispatlayamadığından, fazla çalışma ücreti isteminin reddi gererken kabulünün hatalı olduğu belirtilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ve bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, fazla çalışma ücret alacağı istemi reddedilmiş ve davacının hak kazandığı boşta geçen süre ücret alacağının 1.300,89 TL olduğu kararın gerekçe kısmında belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (keza 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda) “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararma uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. (Yargıtay İBK 9.5.1960 tarih 21/9, RG. 28.6.1960-10537) Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usulü kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay HGK. nun 12.07.2006 gün ve 2006/4-519-527 sayılı, 31.05.2006 gün ve 2006/10-307-337 sayılı ve 10.05.2006 gün ve 2006/4-230-288 sayılı ilamı).
Somut olayda, mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 02.10.2012 tarih 2012/18898 esas- 2012/20619 K sayılı bozma ilamına uymuştur. Bozma ilamından önce verilen kararda davacını boşta geçen süre ücret fark alacağı 816,00 TL olarak belirlenmiştir. Davacı bu yönden kararı temyiz etmemiş ve böylece boşta geçen süre ücret alacağının en fazla 816.00 TL olabileceği hususunda davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu durumda, bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda ise davacının hak kazandığı boşta geçen süre ücret fark alacağının 1.300,89 TL olarak belirlenmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.