Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/31152 E. 2013/30055 K. 23.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/31152
KARAR NO : 2013/30055
KARAR TARİHİ : 23.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, şeflik maaş farkı, ikramiye farkı ve ilave tediye farkı alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, maaş nakil ilmühaberinin eksik düzenlenmesi ve işletme şefliği yaptığı sürece teknisyen maaşı ödenmesi nedeniyle şeflik maaş farkı, ikramiye maaş farkı ve ilave tediye farkı alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davaya bakma görevi idari yangı yerine ait olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115/1-b. maddesi uyarınca yargı yolu caiz olmadığından aynı yasanın 115/2. uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Dava, davacının maaş nakil ilmühaberinin eksik düzenlenmesi ve işletme şefliği yaptığı süre boyunca teknisyen maaşı almasından kaynaklandığından, öncelikle dikkate alınması gereken husus uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanun’u kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre, iş mahkemelerinin görevi “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş sözleşmesinden veya iş kanununa dayanan her türlü hak iddialarından … hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi”dir.
Gerçekten özelleştirmeden önce statü hukuku hükümlerine tabi davacı niteliğindeki personel, özelleştirme sonrası belirli bir süreliğine davalı ile özel hukuk hükümlerine tabi olarak iş sözleşmesi kapsamında çalıştırılmakta, nakledildiğinde tekrar statü hukuku kapsamına girmektedir. Davacının iş sözleşmesi ile çalıştığı dönemde, davalı şirkete davacının ücreti konusunda “artış oranının, kamudaki memur maaş artış oranında” olacağı yönünde yükümlülük getirildiği gibi 406 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı şirkete, hak sahibi personeli Devlet Personel Başkanlığına bildirmesi, bildirim ile beraber personelin
nakledileceği kamu kurumunda yararlanacağı parasal haklara esas olmak üzere memur maaş nakil ilmühaberi düzenlenmesi, personelin ilişiğinin kesilmesi gibi işlemler yaptırıldığı görülmektedir. Bu işlemler idare hukuku alanında hukuki sonuçlar doğurduğu ve ilgili personelin nakledilecekleri kurumdaki statülerini, özlük ve parasal haklarını belirlediği, sözkonusu işlemlerin kamu personeli hakkında ve idare hukuku alanında tesis edilmiş birer idari işlem niteliğinde oldukları açıktır. İdari işlemlerle ilgili uyuşmazlığın ise adli yargı yerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir.
Oysa somut uyuşmazlıkta davacı taraf davalı tarafından 22/08/2005 tarih 17474 sayılı yazısı ile işletme şefli görevini yürütmesi için görevlendirildiğini, daha sonra geçici 1. dereceden imza yetkisi verildiğini ve işletme şefliği yaptığı süre boyunca teknisyen maaaşı ödendiğini iddia etmesine rağmen, mahkemece davacının özelleştirmeden önce telekomda çalıştığı dönemde geçici görevlendirmeden kaynaklanan ücret fark alacağı talebinde bulunduğu ve özelleştirme kapsamında kapsam dışı personel olarak diğer kurumlara atanırken maaş nakil ilmuhaberinin eksik düzenlendiğinden bahisle bu davayı açmış olduğu kabul edilerek tüm talepler yönünden yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacının maaş nakil ilmühaberenin eksik düzenlenmesinden kaynaklı davasının tefriki ile görevsizlik kararı verilmeli, davacının diğer talepleri açısından ise 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesine göre görevli olduğu gözetilerek yargılamaya devam edilerek, hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan sebeplerle, mahkemece davacının tüm talepleri yönünden yargı yolu caiz olmaması sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.