Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/32911 E. 2013/29772 K. 19.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/32911
KARAR NO : 2013/29772
KARAR TARİHİ : 19.12.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin iş sözleşmesinin haksız ve geçersiz olarak feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine, işe iadesine ve diğer kanuni haklarının belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, ilaç sektöründeki sıkıntılar sebebiyle şirketin küçülmeye gittiğini, işten çıkarmaların zorunlu hale geldiğini ve son çare ilkesine uyularak yapılan feshin geçerli sebebe dayandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kabulüne ve davacının işe iadesine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesinde işletmenin, işyerinin veya işin gerekleri kavramına yer verildiği halde, işletmesel karar kavramından sözedilmemiştir. İşveren, amaç ve içeriğini belirlemekte … olduğu kararları, yönetim hakkı kapsamında alabilir. Geniş anlamda, işletme, işyeri ile ilgili ve işin düzenlenmesi konusunda, bu kapsamda işçinin iş sözleşmesinin feshi dahil olmak üzere işverenin aldığı her türlü kararlar, işletmesel karardır.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan fesihte, yargısal denetim yapılabilmesi için mutlaka bir işletmesel karar gerekir. İş sözleşmesinin iş, işyeri veya işletme gereklerine dayalı olarak feshi, işletmesel kararın sonucu olarak gerçekleşmekte, fesih işlemi de işletmesel karar çerçevesinde değişen durumlara karşı işverene tepkisini oluşturmaktadır. Bu kararlar işletme ve işyeri içinden kaynaklanan sebeplerden dolayı
alınabileceği gibi, işyeri dışından kaynaklanan sebeplerden dolayı da alınabilir. Bu sebepler, bir ya da birden fazla işçinin işyerinde çalışmaya devam etmesi gerekliliğini doğrudan veya dolaylı olarak ortadan kaldırıyorsa, dikkate alınmalıdır.
İşletmesel karar sözkonusu olduğunda, kararın yararlı ya da amaca uygun olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılamaz. Kısaca işletmesel kararlar yerindelik denetimine tabi tutulamaz. İşverenin serbestçe işletmesel karar alabilmesi ve bunun kural olarak yargı denetimi dışında tutulması şüphesiz bu kararların hukuk düzeni tarafından öngörülen sınırlar içinde kalınarak alınmış olmalarına bağlıdır.
Feshin işletme, işyeri ve işin gerekleri sebepleri ile yapıldığı ileri sürüldüğünde, öncelikle bu konuda işverenin işletmesel kararı aranmalı, bağlı işveren kararında iş görme ediminde ifayı engelleyen, bir başka anlatımla istihdamı engelleyen durum araştırılmalı, işletmesel karar ile istihdam fazlalığının meydana gelip gelmediği, işverenin bu kararı tutarlı şekilde uygulayıp uygulamadığı (tutarlılık denetimi), işverenin fesihte keyfi davranıp davranmadığı (keyfilik denetimi) ve işletmesel karar sonucu feshin kaçınılmaz olup olmadığı (ölçülülük denetimi-feshin son çare olması ilkesi) açıklığa kavuşturulmalıdır.
Dosya içeriğinden, davalı işyerinde, 20.02.2007 tarihinden beri, çalışan davacının iş sözleşmesinin, ilaç sektöründe yaşanan değişikliklerin şirket üzerindeki olumsuz etkileri sebebiyle organizasyon yapısında küçülmeye gitme zorunluluğuna bağlı olarak 31.12.2011 tarihinde geçerli sebeple feshedildiği, işverenin, iş sözleşmesi feshedilecek olanları belirlerken, performansı en düşük çalışanlarını seçtiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, fesih tarihi itibariyle davacının da aralarında bulunduğu 15 bölge müdürünün çalıştığı, bu sayının 02.01.2012 tarihi itibariyle onbir kişiye düştüğü, tıbbi tanıtım kadrosunda yüzyirmibir çalışan bulunduğu, bu sayının doksansekiz kişiye düştüğü, fesihten altı ay önce ve sonrasında toplam dört kişinin işe alındığı, işletmenin gelir tablosuna göre ilaç fiyatlarında yapılan değişikliklerin şirketin satış rakamlarını azaltmaya sebep olmadığı gibi, tam tersine arttığı, davalı işveren iş sözleşmesinin işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan geçerli sebeplerle feshedildiğini ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemenin kabulü dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Somut olayda, davalı şirket tarafından, 15.11.2011 tarihinde tasarruflara gitme ve kadro yapısının yüzde yirmi oranında küçültülmesine dair yönetim kurulu kararı alınmış, sözkonusu işletmesel karar doğrultusunda, organizasyon yapısında ve çalışan sayısında küçülmeye gidilmiş, onbeş olan bölge müdürlüğü sayısı onbire düşürülmüş, üçü bölge müdürü olmak üzere toplam yirmiyedi çalışanın iş sözleşmesi feshedilmiş, fesihten sonra da … işçi alımı yapılmamıştır. Mahkemece, davalının küçülmeye dair almış olduğu işletmesel kararı tutarlı ve ölçülü bir şekilde uygulaması sebebiyle, iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayandığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulü yönünde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1- Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davanın REDDİNE,
3- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4- Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 750,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, kesin olarak 19.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.