YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7791
KARAR NO : 2013/9272
KARAR TARİHİ : 30.04.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, sendika yönetim kurulunun işten el çektirerek seçime götürmek üzere kayyum tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacılar avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacılar vekili, davalı sendikanın hesaplarında 2003-2007 yılları arasında bir takım usulsüzlükler yapılarak muhasebe hileleri ile bunlar gizlenip zimmete para geçirildiğini, sendikanın zararının toplam 8.289.261,45 TL olduğunu, bunların yeminli mali müşavir incelemesi ile sabit olduğunu, bu zararda eski yönetim kurulunda yer alan genel sayman İbrahim Yalçınoğlu’nun kusurunun da bulunduğunu, yönetim kurulunca suç duyurusunda bulunulduğunu, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, ceza mahkemesinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişinin de zarar miktarını doğruladığını, ikinci bilirkişi incelemesinde ise zararın ortaya çıkmasında harcamaların usulsüz olup olmadığını araştırmaksızın belgesiz harcamaları kabul etmeleri nedeniyle o zamanda yönetimde yer alan genel başkan… ile genel başkan yardımcısı …’ın da sorumlu olduğunun belirtildiğini, Ağır Ceza Mahkemesince sanıkların beraatlarına ve sendikanın zararın tazmini için hukuk davası açabileceğine karar verildiğini, kararın gerekçesinde… ile …’ın da sorumluluğu olduğuna dair ifadelerin yer aldığını, kararın davalı sendika tarafından önce temyiz edildiğini, sonra ise 19/12/2011 tarihinde temyizden feragat edildiğini, ağır ceza mahkemesi kararının da bu nedenle kesinleştiğini, bu şekilde sendika yönetim kurulunun sendika aleyhine verilen kararı temyiz etmeyerek sendikanın hak ve menfaatlerine aykırı davrandığını, ileride açılacak özel hukuk davasında en önemli delilin ceza davası olacağını, sendika yönetim kurulunun söz konusu zararla ilgili yönetim kurulu başkan ve üyelerinin isminin geçmesi nedeniyle görevlerini kötüye kullanarak herhangi bir gerekçe göstermeksizin temyizden feragat ettiğini, hukuk davasının da henüz açılmadığını, genel denetleme kurulu raportörünü Yusuf Civelek’in neden temyizden feragat edildiğini inceleme talebinin de reddedildiğini iddia ederek görevini yapmayan sendika yönetim kurulunun işten el çektirerek seçime götürmek üzere kayyum tayinine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacıların taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacıların iddialarının gerçek olmadığını, sendika yönetiminin hesaplardaki dengesizliği görmesi üzerine kendisinin inceleme yaptırdığını, sonrasında ise sorumlular hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, bu olayla ilgili yönetim kuruluna yöneltilebilecek bir kusurun olmadığını, mahkemenin beraat kararı üzerine sendika yönetiminde konunun değerlendirilerek sendikanın manevi kişiliğinin daha fazla değer kaybetmemesi ve yöneticilerin güvenirliğinin zarar görmemesi için temyizden feragat edildiğini, buna ilişkin yönetim kurulu kararı alındığını, şube yöneticilerinin süreçten tamamen bilgi sahibi olduklarını, kaldı ki davacıların iddialarının gerek 2821 sayılı Sendikalar Kanunu gerekse 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanununa göre yönetim kuruluna işten el çektirecek ve kayyum tayini yoluna gitmeyi gerektirecek nitelikte olmadığını, denetim kurulu üyesi olan Yusuf Civelek’in kendisine verilen yetkilerin üzerine çıkarak Ağır Ceza Mahkemesi dosyasındaki sendika davranışlarını sorgulayıp yerindelik denetimi yaptığını, bu davaların açılması sebebinin Bursa Şubesine ilişkin genel kurul kararı alınması olduğunu, davacıların Bursa şubesi yöneticileri olduğunu, bu davada klasik hakkın kötüye kullanılması durumu bulunduğunu, amacın yönetim kurulunu baskı altına alarak yönetim kurulu ile ilgili şaibe yaratmak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yönetim kuruluna işten el çektirmenin kanuni koşullarının bulunmadığı, sendika genel yönetim kurulu ile davacılar arasında uyuşmazlık bulunduğu, tüzüğün 20. maddesi 6356 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca 2003-2007 tarihleri arasındaki sendikanın mali işleri ile ilgili tespit edilen ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/106 esas sayılı dosyasında tartışılan eylemler ile kararın temyiz edilmemesinin sendikanın genel yönetim kurulunun işten el çektirilmesine karar verilmesine yeterli olmadığı, tüzüğün 20. maddesi uyarınca belirlenen hallerin bulunmadığı, anılan hususun yapılacak genel kurulda tartışılması ve genel kurul tarafından değerlendirilmesi gerektiği gibi karara konu eylemlerin akabinde yapılan 17. ve 18. Olağan Genel Kurullarda Genel Yönetim Kurulunun ibra edildiği anlaşıldığı gibi tarafların olağanüstü genel kurula gitme hakları bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç:
Dosyada çözülmesi gereken hukuki problem yönetim kuruluna işten çektirilip kayyum tayini yoluna gidilmesinin koşullarının oluşup oluşmadığıdır.
Sendika yönetim kuruluna işten el çektirilerek kayyum tayini, 6356 sayılı Kanun’un 12. maddesinin son fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu hükümde, “Yukarıdaki hükümlere aykırı hareket eden kuruluş veya şube yönetim kuruluna; kuruluşun üyelerinden birinin veya durumu tespit eden Bakanlığın başvurusu üzerine, mahkeme kararıyla işten el çektirilir. Mahkeme, ayrıca genel kurulu kanun ve tüzük hükümlerine göre en kısa zamanda toplamak ve yeni yönetim kurulu seçilinceye kadar kuruluşu yönetmekle görevli olmak üzere 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri gereğince bir veya üç kayyım tayin eder.” denilmiştir. Fıkrada ifade edilen “yukarıda hükümler” ise, olağan genel kurul, olağanüstü genel kurul ve ilk genel kurulun toplanma zamanı, toplantıya çağrılma usul ve esaslarına ilişkindir.
Diğer taraftan tüzükte yönetim kuruluna işten el çektirme konusunda sendika içi bir yola da yer verilmiştir. Tüzüğün 20. maddesine göre, genel yönetim kurulu üyeleri, sendikanın manevi varlığını zedeleyici davranışlarda bulunma, sendikanın amaç ve prensiplerine aykırı davranışta bulunma, her türlü mali yolsuzluk hali, görevi kötüye kullanma halleri dışında görevden uzaklaştırılamazlar. Bu sayılan hallerde ise genel denetleme kurulu raporu ve genel kurul kararıyla yönetim kuruluna işten el çektirilmesi mümkündür.
Somut olayda davacıların Bursa şubesi yöneticileri oldukları, davalı sendikanın Bursa şubesine ilişkin erken genel kurul kararı aldığı ve davacılarla sendika arasında bu karar nedeniyle yargıya yansıyan uyuşmazlıklar bulunduğu görülmektedir.
Davalı sendikanın 2003-2007 yılları arasında hesaplarında usulsüzlük olduğu ve 793 ile 794 kodlarında harcama yapılmış gibi gösterilmesine rağmen bunların belgelerinin ibraz edilemediği ve kasasından yaklaşık sekiz buçuk trilyonluk çıkış bulunduğu, davalı sendika yöneticileri tarafından yeminli mali müşavir aracılığıyla söz konusu hesapların incelettirildiği, yeminli mali müşavir raporuyla usulsüzlüğün tespiti üzerine genel sayman ve iki tane muhasebe görevlisi hakkında suç duyurusunda bulunulduğu, bu kişilere ceza davası açıldığı ve mahkemece “tüzük tarafından genel başkana verilen harcama yetkileri de dahil edildiğinde uzun süredir ağırlama, araç alımı, yeni açılan teşkilatlarda üye kazanımı gibi harcamaların bu kalemler üzerinden yürütüldüğü ve ona göre ayar verilip takım tükenmez kalem ve benzeri alındığının gösterildiği, bu harcamaları gerek denetim kurulu, gerek genel kurul ve yöneticilerin kabulleri en azından göz yumdukları, bir nevi örtülü ödenek gibi harcamaların kaynağı net olarak tespit edilememekle birlikte sanıkların bu parayı nam ve hesaplarına aldıkları tasarruf ettiklerine dair herhangi bir delil mevcut olmadığı gibi suç oluşturacak bir hareketleri eylemleri, tespit edilememiş özellikle bilirkişi raporu bu yönüyle karara esas görülmüş sendikanın zarara uğratılmasının tazmin hukukunu ilgilendirir bir konu olduğu” gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca sanıkların beraatlarına karar verildiği, kararın sendika yönetimince önce temyiz edildiği, akabinde ise temyizden feragat edilmesi nedeniyle kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamına göre, davalı sendikanın 2003-2007 yılları arasında usulsüz işlemlerle zarara uğratıldığı sabittir. Bununla birlikte bu durum, mevcut yasal düzenleme ve tüzük hükümleri dikkate alındığında yönetim kuruluna mahkeme kararıyla doğrudan işten el çektirmeyi gerektirecek hallerden sayılmamıştır. Ancak sendika içi disiplin ve denetim ile gerekirse olağanüstü genel kurul sürecinin işletilerek sorumlular hakkında gerekli kanuni prosedürün yerine getirilmesi gerekmektedir. Ayrıca gereğinin yapılmamasının ilgililerin hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektireceği de unutulmamalıdır.
Yapılan açıklamalar ışığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmayıp davacılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ilave bu gerekçe ile ONANMASINA, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.