YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9052
KARAR NO : 2013/13069
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı işçi, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı işveren vekili, Nokia Siemens Networks Şirketleri en üst düzey genel yönetimi tarafından Kasım 2011 tarihinde bağlı şirketlerde ortaya çıkan büyük zararlar sebebiyle dünya çapında 17.000 işçinin işten çıkarılması kararı alındığını, bu kararı takiben müvekkili şirket Yönetim Kurulunun 30.11.2011 tarihinde şirketin içinde bulunduğu olumsuz mali ve ekonomik durumun gereği olarak iş sözleşmesi feshi suretiyle küçülme kararı alındığını, dava konusu feshin… grup şirketleri için küresel ölçekteki yönetim politikalarını belirleyen mercii tarafından açıklanan global küçülme, yeniden yapılanma kararına dayandığını, müvekkilinin işletmesel gerekçe ile iş sözleşmelerini feshetmek zorunda kaldığı personeline, dışarıdan yerleştirme hizmeti veren profesyonel bir şirket ile anlaştığını ve bilgilendirme toplantıları organize ettiğini, müvekkilinin işletmesel kararının işe iade davasında yerindelik denetimine tabi tutulamayacağını, iş sözleşmesi feshedileceklerin seçiminde şirketi bağlayan bir kural olmadığını, istihdam fazlası personelin iş sözleşmelerinin feshi yanında şirket araçlarına tanınan benzin hakkının sınırlandırılması, gerekli olmayan iş seyahatlerinin kaldırılması, ofis alanının küçültülerek kira tasarrufu gibi tedbirlere başvurulduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı işverenin iş hacmindeki daralmanın işlerin bir bölümünü kendisinin de hissedar olduğu grup şirketi İris Telekomünikasyon ve Mühendislik Hizmetleri A.Ş.’ye devretmesinden kaynaklı olup, davacının davalı şirkette yapmış olduğu işin sözkonusu grup şirkete devredildiği ve bu şirkete yaptırıldığı, davalı şirketin dünya çapındaki iştigal konusu nazara alındığında 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde işin bir bölümünün devrinde bulunması gereken işin, işyerinin, işletmenin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektiren iş olma ölçütünün gerçekleşmediğini, davalı işverenin davacıyı işten çıkararak hissedarı olduğu bir firmaya bu görevi vermesinin feshin son çare olması ilkesine uyulmadığını gösterdiğini, İris Telekomünikasyon ve Mühendislik Hizmetleri A.Ş.’nin görünürde bağımsız bir işletme olmasına rağmen, fiiliyatta yaptığı işler, işveren şirketin işleri ile sınırlı olan grup şirketler açısından daha geniş bir değerlendirmeyi gerektirdiğini, bu açıdan davacının iş sözleşmesinin feshinden önce İris Telekomünikasyon ve Mühendislik Hizmetleri A. Ş.’de bir işte değerlendirmesi için iş sözleşmesi devri teklifinde bulunulmamasının da gözönünde bulundurulduğunda, davalı tarafın feshin son çare olması ilkesine tam olarak uymadığını gösterdiğinden, fesih geçerli sebebe dayanmamakta olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebep dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
İşletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler; sürüm ve satış imkanlarının azalması, talep ve sipariş azalması, enerji sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar kaybı, hammadde sıkıntısı gibi işin sürdürülmesini imkansız hale getiren işyeri dışından kaynaklanan sebeplerle yeni çalışma yöntemlerinin uygulanması, işyerinin daraltılması, yeni teknolojinin uygulanması, işyerinin bazı bölümlerinin kapatılması ve bazı iş türlerinin kaldırılması gibi işyeri içi sebeplerdir.
İşletmenin, işyerinin ve işin gereklerinden kaynaklanan sebeplerle sözleşmeyi feshetmek isteyen işverenin fesihten önce fazla çalışmaları kaldırmak, işçinin rızası ile çalışma süresini kısaltmak ve bunun için mümkün olduğu ölçüde esnek çalışma şekillerini geliştirmek, işi zamana yaymak, işçileri başka işlerde çalıştırmak, işçiyi yeniden eğiterek sorunu aşmak gibi varsa fesihten kaçınma imkanlarını kullanması, kısaca feshe son çare olarak bakması gerekir.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda, davalı işverenin davacı işçinin iş sözleşmesinin feshine ilişkin 14.06.2012 tarihli yazısında, “23 Kasım 2011 tarihinde Nokia Siemens için açıklanan global küçülme ve yeniden yapılandırma kararı şirketimiz Nokia Siemens Şirketini de doğrudan olumsuz etkilemektedir. Şirketin mevcut iş kapasitesi gözönüne alındığında önceki yıllara oranla önemli ölçüde azalmış olduğu görülmektedir. Şirketin mevcut projeleri ve karlılığı düşünüldüğünde eleman sayısının efektif hale getirilmesi ihtiyaçtan öte şirketin sağlıklı bir şekilde mevcudiyetni sürdürebilmesi için atılması gereken zorunlu bir adımdır. Bu sebeplerle hizmet sözleşmenizin işletmenin, işyerinin ve işin gerekliliklerinden kaynaklanan sebeplerle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17, 18. ve 19. maddeleri uyarınca tüm kanuni haklarınız ödenmek sureti ile 30.06.2012 tarihi itibariyle sona erdirilmesine karar verilmiştir.” denilmiştir.
Mahkemece, hukukçu, serbest muhasebeci mali müşavir ve insan kaynakları uzmanından oluşan bilirkişi kurulundan alınan rapor sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Aralarında işyerinin faaliyet konusu olan telekomünikasyon konusunda uzman bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulu aracılığıyla işyerinde keşif yapılarak, işyerinin ekonomik krizden etkilenip etkilenmediği, etkilenmiş ise ekonomik krizden kaynaklı ne tür bir küçülmeye gidildiği, bu durumun davacının departmanına ve pozisyonuna etkileri, feshe neden olan ekonomik sebeplerin kalıcı olup olmadığı, işverenin tutarlı davranıp davranmadığı, fesih dışında tedbirler alınması ile ekonomik sebeplerin ortadan kaldırılıp kaldırılmayacağı araştırılması gerekir. Daha sonra istihdam fazlası olduğu belirlendiği takdirde, davacının davalı işverenin diğer bölümlerinde veya başka bir işyerinde değerlendirme olanağı olup olmadığı somut olarak saptanmalıdır. Bunun için de Sosyal Güvenlik Kurumunun işçi alım ve çıkarılmasına ilişkin kayıtları getirtilmeli, işverenin kaç işçi çıkarttığı, fesih tarihinin öncesinde ve sonrasında (fesih tarihine yakın zamanlarda) yeni işçi alıp almadığı, işçi alınmış ise davacının alınan işçilerin niteliklerini taşıyıp taşımadığı tespit edilmelidir.
Öte yandan, işverenin istihdam fazlası işçileri değerlendirme imkan var iken, bunlar yerine muvazaalı veya kanuna aykırı olarak kurduğu asıl-alt işveren ilişkisi ile diğer işyerlerine ve bölümlere alt işveren işçisi alması, nakletmesi feshin kaçınılmazlığı ilkesi yönünden incelemeye tabi tutulmalıdır. Hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, davacının iddialarına dayanılarak, dava dışı İris Telekomünikasyon ve Mühendislik Hizmetleri A.Ş.’ye yaptırılan işlerin de davalı şirketin kendi personelince yapılabilen ve ayrı bir uzmanlık gerektirmeyen işler olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı ile dava dışı İris Telekomünikasyon ve Mühendislik Hizmetleri A.Ş.’nin ticaret sicili kayıtları ve aralarındaki sözleşmeler getirtilerek, bu sözleşmelerin, 4857 sayılı Kanun’un 2/6-7 maddesi kapsamında incelenmesi ile asıl işveren-alt işveren ilişkisinin olup olmadığı, kanuna uygun kurulup kurulmadığı, asıl-alt işveren ilişkisi yasal unsurlarını taşımıyor ise davacının bu işte çalıştırılıp çalıştırılamayacağı da feshin kaçınılmazlığı yönünden açıklığa kavuşturulmalıdır. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.