YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9557
KARAR NO : 2013/10791
KARAR TARİHİ : 14.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA :Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ücreti,
asgari geçim indirimi ve üniforma alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, asıl işveren olan PTT Genel Müdürlüğüne ait işyerinde alt işveren diğer davalı şirkete bağlı olarak çalıştığını iş sözleşmesinin işverence haksız feshedildiğini, fazla çalışma ücret alacaklarının ödenmediğini, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı PTT Genel Müdürlüğü vekili, müvekkili tarafından Kadıköy posta dağıtım işinin diğer davalı şirkete ihale edildiğini, işçilik alacaklarından yüklenici firmanın sorumlu olmasından dolayı müvekkili aleyhine açılan davanın husumet yokuluğundan dolayı ile reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı Asgün Turizm Tekstil İnş Oto San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davacının önceki alt işverenlere bağlı gerçekleşen çalışma sürelerine ilişkin işçilik alacaklardan müvekkilin sorumlu tutulamayacağını, davacının iş sözleşmesinin feshedilmediğini ve fiilen çalışmaya devam ettiğini, işyerinde fazla mesai yapılmadığını, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve taleplerin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava tarihi itibari ile davacının iş sözleşmesin feshedilmediğinden feshe bağlı olan haklardan olana kıdem ,ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağı taleplerinin reddi gerektiği, davacının fazla çalışma iddiasını şahit beyanları ile ispatladığı, asıl işveren olan davalı PTT Genel Müdürlüğü ile alt işveren konumundaki diğer davalı şirketin işçilik alacaklarından birlikte sorumlu oldukları ancak gerek dava dilekçesinde gerek ıslah dilekçesinde müştereken ve müteselsilen talepte bulunulmadığından, taleple bağlılık ilkesi gereğince kabul edilen kısım açısından davalılardan tahsiline yönelik karar tesis edilmesi gerektiği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalılar temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 4857 Sayılı Kanunun 2. maddesinde asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumlu olduğu düzenlenmiştir.
Dosya içerisine ibraz edilen ve davalılar imzalanan sözleşme içeriğinden davalı PTT Genel müdürülüğü tarafından tekel dışı posta maddelerinin taşınması dağıtımı hizmetlerinin diğer davalı şirkete devredildiği anlaşılmaktadır. Davalılar arasındaki asıl işveren- alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı ve her iki işverenin işçilik alacaklarından birlikte sorumlu olduklarına ilişkin mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmamakla birlikte, dava ve ıslah dilekçesinde müştereken ve müteselsilen tahsil talebinde bulunulmaması sebepi ile kabul edilen işçilik alacakları yönünden davalılardan tahsiline yönelik karar tesis edilmesi hatalıdır. Müteselsil sorumluluk kanundan kaynaklandığından davacı açıkça dava dilekçesinde belirtmese dahi müteselsilen tahsil yönünde hüküm kurulmalıdır.
3-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle ispatlanamaması durumunda tarafların, şahit beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada gözönüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, davacı tanıklarından biri ellerindeki işe bağlı olarak işten çıkış saatlerinin değiştiğini en geç 17:30 – 18:00 saatlerine kadar çalıştıklarını, zaman zaman ise işin saat 16:00’da son bulduğunu bildirmiştir. İşten çıkış saatinin değişkenlik arz ettiği diğer davacı şahidinin beyanı ile sabit olmakla birlikte, bu şahit çalışmanın bazı günler saat 22:00’ye kadar uzadığını beyan etmiştir. Mahkemece, genel olarak haftada kaç gün saat 16:00’dan sonra çalışma yapıldığına ilişkin şahitlerin ayrıntılı beyanları tespit edilmeksizin, davacının haftada altı gün 08:30-19:00 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek haftalık oniki saatlik fazla çalışma süresi üzerinden karar verilmesi isabetsizdir.
4-Taraflar arasında fazla çalışma ücret alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu eksik bir borç haline dönüştürür ve alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılan zamanaşımı def’i ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder.
Somut olayda, davacının ıslah yoluyla kısmi dava konusu yaptığı miktarları, bilirkişi raporu doğrultusunda arttırmasından sonra davalı şirket vekili zamanaşımı definde bulunmuştur. Islah tarihi itibarıyla zaman aşımına uğrayan miktarlar sözkonusudur. Islahtan sonra yapılan zamanaşımı savunması değerlendirilmeden sonuca gidilmesi hatalıdır. Mahkemece yapılacak iş ıslah tarihinden itibaren geriye dönük beş yıllık süre içinde zamanaşımına uğrayan alacak miktarı yönünden bilirkişiden ek rapor almaktan ibarettir.
SONUÇ:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 14.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.