YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/9759
KARAR NO : 2013/11972
KARAR TARİHİ : 22.05.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, Kulak İnşaat tarafından yapılacak ödemenin davacının alacağı tutarına tedbir konulması ve mahkemece belirlenecek tevdi mahalline depo edilmesi gerektiğini, davacının istenmesi halinde gerekirse banka kredisi kullanarak teminatı yatırmaya hazır olduğunu ifade ederek ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 22.05.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda davacının açtığı dava kısmi belirli alacak davası niteliğinde olup davalının üçüncü kişiden olan alacakları üzerine tedbir konulması istenmektedir.
Mahkemece isteğin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğine göre, öncelikle çözülmesi gereken problem, ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yoluyla Yargıtay’a başvurulup başvurulamayacağı hususudur.
Bilindiği üzere, 01.10.2011 tarihinden önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre ihtiyati tedbir kararlarına karşı temyiz yolu öngörülmeyip bu kararların itiraz yoluna tabi olduğu belirtilmiş, fakat itiraz üzerine verilen kararlara karşı herhangi bir kanun yoluna yer verilmemişti (md.107). Bununla birlikte 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda, ihtiyati tedbir kararları konusunda 1086 sayılı Kanun’dan ayrılarak karşı taraf dinlenmeksizin verilen ihtiyati tedbir kararlarına karşı itiraz edilebileceği belirtildikten sonra (md. 394/1) itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulabileceği, bu başvurunun ise öncelikle incelenip kesin olarak karara bağlanacağı ifade edilmiştir.
6100 sayılı Kanun’da istinaf, temyiz ve yargılamanın yenilenmesi, kanun yolları olarak sayılmıştır. Ancak ihtiyati tedbir kararlarına itiraz üzerine başvurulabilecek kanun yolu istinaftır (md. 341/1). Diğer taraftan 6217 sayılı Kanun ile değişik 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca “Bölge Adliye Mahkemeleri” faaliyete başlayıncaya kadar 1086 sayılı Kanun’un temyize ilişkin hükümlerinin yürürlükte olduğu ve uygulanmaya devam olunacağı hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı maddenin 3. fıkrasında ise 6100 sayılı Kanun’da bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bölge adliye mahkemeleri göreve başlayıncaya kadar 1086 sayılı Kanun’un 6100 sayılı Kanun’a aykırı olmayan hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiştir. Buna göre 1086 sayılı Kanun uygulamasında temyiz yoluna tabi olmayan “ihtiyati tedbir kararına itiraz üzerine verilen kararlara” karşı 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Yargıtay tarafından temyiz incelemesi yapılabilmesi mümkün olmadığı gibi aynı maddenin 3. fıkrası da böyle bir inceleme yapılabilmesinin hukuki dayanağı olamaz. Zira bu durumda uygulanacak hükümler, 1086 sayılı Kanun’un 6100 sayılı Kanun’a aykırı olmayan hükümlerdir. Oysa daha önce de ifade edildiği üzere 1086 sayılı Kanun’da ihtiyati tedbir kararlarına itiraz üzerine verilen mahkeme kararlarına karşı temyiz yolu öngörülmemiştir.
Bir başka yönden, ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen kararlara karşı istinaf yolu düzenlenirken bölge adliye mahkemelerinin çalışma esas ve usulleri ile istinaf kanun yolunun özelliklerinin dikkate alındığı tartışmasızdır. Bu nedenle ihtiyati tedbir konusunun kendine has özellikleri de dikkate alındığında ihtiyati tedbire ilişkin yapılacak temyiz incelemesinin kanunun amaçladığı sonuçlara uygun bir yol olamayacağı da öngörülmelidir.
Sonuç olarak mevcut kanuni düzenleme ile bölge adliye mahkemelerinin henüz faaliyete geçmedikleri göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati tedbir talebinin reddine dair yerel mahkeme kararına karşı temyiz yoluna başvurulamayacağı ve bu itibarla davacı vekilinin temyiz talebinin reddi gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun ulaştığı sonuca katılamamaktayım. 22.05.2013