Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/17574 E. 2014/25984 K. 29.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/17574
KARAR NO : 2014/25984
KARAR TARİHİ : 29.09.2014

MAHKEMESİ : Ankara 19. İş Mahkemesi

Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.04.2009 tarihli iş sözleşmesi ve aynı tarihli taahhütname imzalandığını, müvekkilinin 05.04.2010 tarihinde işten ayrıldığını, işverenin iş sözleşmesi ve taahhütnameden dolayı hizmet süresine ilişkin cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürdüğünü ve işten ayrılma tarihindeki giydirilmiş ücretinin yedi katı cezai şart talebinde bulunduğunu, müvekkilinin davalı işverene cezai şart adı altında bir borcunun bulunmadığının tespitini, talebi yerinde görülmezse cezai şart borcunun davalı tarafça istenen miktarda olmadığının tespiti ile çalışılan ve çalışılmayan sürelere oranla hesaplanmasını, bu şekilde bulunacak meblağ fahiş olacağından mülga 818 sayılı Kanun’un 161/son hükmü uyarınca indirilmesini, taahhütnamede kararlaştırılan faizin yok sayılmasını veya kanuni faiz boyutuna indirilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının yapılan sınavı kazanıp 22.04.2009 tarihli iş sözleşmesini imzalayarak göreve başladığını, daha sonra 05.04.2010 tarihinde Tarım Bakanlığı sınavını kazandığı gerekçesiyle iş sözleşmesini tek taraflı feshettiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin asgari süreli iş sözleşmesi olduğunu, yerleşik Yargıtay kararlarına göre asgari süreli iş sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şartın hukuken geçerli ve talep edilebilir olduğunu, sözleşme eki taahhütnamenin geçerli olduğunu, cezai şart düzenlemesinin eşit ve iki taraflı ve talep edilebilir olduğunu, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen kararın davalı vekili temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 04.03.2013 gün ve 2012/15705 esas, 2013/4327 karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, dava konusu hizmet sözleşmesindeki cezai şartın fesih tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerine, bu hükümlere paralel olan Yargıtay’ın yıllardır yerleşmiş uygulamalarına ve hakkaniyet ilkelerine göre geçerli kabul edildiği gerekçesi ile bozmaya karşı direnilmiştir.
Direnme kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiş olup, Dairemizin 6352 sayılı Kanunun 40. maddesi ile eklenen 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ikinci maddesi uyarınca öncelikle inceleme yetkisi olduğu anlaşılmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Dairemizce verilen karara karşı mahkemece direnilmiş olup, mahkemece dayanılan gerekçelerin Dairemiz uygulamasına uygun düştüğü, bu sebeple direnmenin doğru olduğu anlaşıldığından, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerinde bulunmayan iki tarafın bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun geçici ek ikinci maddesi uyarınca ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin davacıya yükletilmesine, 29.09.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.