Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2014/21282 E. 2014/25422 K. 24.09.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/21282
KARAR NO : 2014/25422
KARAR TARİHİ : 24.09.2014

MAHKEMESİ : Ankara 15. İş Mahkemesi
TARİHİ : 16/04/2013
NUMARASI : 2011/290-2013/268

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 29.11.2005 tarihinde bekçi olarak çalışmaya başladığını, 850,00 TL ücret aldığını, 530,00 TL’nin bankaya yattığını, kalan miktarın ise elden ödendiğini, davacının tekrar çağırılacağından bahisle 14.06.2009 tarihinde işine son verildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, izin ücreti, resmi bayram ücreti ve hafta tatili üreti alacağının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin iş sözleşmesinin haklı sebep yokken işveren tarafından feshedildiği diğer taleplerine ilişkin alacaklarının da bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının taleplerinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalmasını ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır. Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkâr olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı sebeplerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktarı için kesilir.
Zamanaşımı, bir maddi hukuk kurumu değildir. Diğer bir anlatımla zamanaşımı, bir borcu doğuran, değiştiren ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, salt doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil, istenebilirliğini ortadan kaldırır. Bunun sonucu olarak da, yargılamayı yapan hakim tarafından yürüttüğü görevinin bir gereği olarak kendiliğinden göz önünde tutulamaz. Borçlunun böyle bir olgunun var olduğunu, kanunda öngörülen süre ve usul içinde ileri sürmesi zorunludur.
Somut olayda ıslah dilekçesi 24.12.2012 tarihinde davalıya tebliğ edilmiş ve davalı tarafından zamanaşımı def’i ise süresi geçtikten sonra 14.01.2013 tarihinde yapılmıştır. Davacının muvafakati de olmadığından zamanaşımı def’inin dikkate alınmaması gerekirken bunun yapılmaması hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.