YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/24648
KARAR NO : 2014/32319
KARAR TARİHİ : 18.11.2014
MAHKEMESİ : Bursa 7. İş Mahkemesi
TARİHİ : 18/04/2013
NUMARASI : 2012/683-2013/203
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işverence haksız olarak fesih edildiğini ileri sürerek, ihbar ve kıdem tazminatı istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı söz veya davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığında işverenin haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine aynı maddenin II. bendinin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanundaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır.
Somut olayda, davalı şirket 13.12.2011 tarihli fesih ihtarnamesinde, 11.12.2011 tarihinde üç ayrı mail (e-posta) ile “E.. Ç.. ([email protected]) isimli şahısa müşterilerin gizli olan bilgilerini, iletişim bilgilerini, şirkete ait sırları üçüncü kişilerle paylaştığı, aynı zamanda imzaladığı haksız rekabet etmeme sözleşmesine aykırı davranarak şirketi zarara uğrattığı ve işverenin güvenini kötüye kullandığı gerekçesiyle davacının iş sözleşmesini 4857 sayılı Kanun’un 25/II-e maddesine istinaden feshedildiğini belirtmiştir.
Davacı, davalı işverenin 12.12.2011 tarihli savunma isteme yazısına istinaden, “bahsi geçen mail adresi şahsıma aittir. Habuta ‘Hayriye B.. T..’ isimlerinin kısaltılmış halidir. Şahsım adına yeni aldığım mail adresime isim çakışması olmasın diye yazdığım (uydurma olarak) bir isim olan Engin Çalık ismini denemeden sonfra zaten sildim. Bu işlemi evdeki bilgisayarımdan (şahsi) yaptım. Bilgi işlem Hakan Beyin yaptırdığı ayarlarla uzun süredir evdeki şahsi bilgisayarımdan, uzak bağlantı şekliyle sisteme bağlanabilmekteyim.” şeklinde savunmada bulunmuştur.
Mahkemece, hukukçu bilirkişiden alınan rapor sonucunda, söz konusu mail (e-posta) adresinin davacının kendisine ait olduğu, davalı tarafın feshinin haklı sebebe dayanmadığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatının kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve davalı şirkete ilişkin bazı bilgileri gönderdiği mail (e-posta) adresinin herhangi başka bir bilgisayardaki (yerdeki) kullanıcı tarafından açılıp açılmadığı, açılmış ise hangi bilgisayardan (yerden) açıldığı, böylece davacının davalı şirkete ait bilgileri üçüncü kişilerle paylaşıp paylaşmadığı hususlarının bilgisayar konusunda uzman teknik bilirkişi raporu ile tespit edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 1.100,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.