YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/26661
KARAR NO : 2014/27912
KARAR TARİHİ : 15.10.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. İş Mahkemesi
TARİHİ : 28/03/2013
NUMARASI : 2013/448-2013/117
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada 02.07.2003-03.05.2012 tarihleri arasında şube müdürü olarak çalıştığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından verilen yazı uyarınca kıdem tazminatı alma koşullarının oluştuğunu, bu sebeple işyerinden ayrılmak için 30.04.2012 tarihinde yazı verdiğini, bankanın işleme koymadığını ve 03.05.2012 tarihli ayrılma yazısı talep ettiğini, bu tarihte aynı talebi yenilediğini, kıdem tazminatı ödemesi yapılmadığını belirterek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının 03.05.2012 tarihinde işyerinden ayrıldığını, 07.05.2012 tarihinde yeni işe girdiğini, bu durumun davacının müvekkili şirkette çalışmaya devam ederken başka işyeri ile görüştüğünü gösterdiğini, davacının emeklilik nedeniyle ayrılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesi talep etmiştir.
Mahkemece davacının, davalı işyerine 1475 sayılı Kanun’un 14/5. maddesi gereğince şartlarını sağlayarak emekli olma beyanı ile istifa ettiği, istifadan dört gün sonra başka bir bankada işe başladığı, davacının davalı işyerinden ayrılmadan önce Türkiye Finans Katılım Bankası A.Ş. ile iş görüşmelerine başladığı, zira güven kurumu olan bir bankanın bir şubesine müdür olarak işe başlatacağı bir kimseyi iş görüşmelerine başlayıp dört gün sonra çalışmaya başlatmasının süre olarak hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sözkonusu iş görüşmesinin dört günlük süreden daha uzun süreceğinin açık olduğu, bu durumda davacının davalı bankadan istifa ederken, emekli olma iradesi ile hakaret etmediği, istifa tarihinde başka bir bankada çalışma iradesinin bulunduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
İş sözleşmesinin işçi tarafından yaşlılık aylığı tahsisi amacıyla feshedilip feshedilmediği ve buna göre kıdem hakkının doğup doğmadığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 120. maddesi yollamasıyla, halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının dördüncü bendinde, işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla ayrılması halinde, kıdem tazminatına hak kazanılabileceği hükme bağlanmıştır. O halde anılan hüküm uyarınca, fesih bildiriminde bulunulabilmesi için işçinin bağlı bulunduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik, malullük ya da toptan ödemeye hak kazanmış olması şarttır.
4447 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasına (5) numaralı bent eklenmiştir. Anılan hükme göre, işçinin emeklilik konusunda yaş hariç diğer kriterleri yerine getirmesi halinde kendi isteği ile işten ayrılması imkânı tanınmıştır. Başka bir anlatımla, sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayan işçi, yaş koşulu sebebiyle emeklilik hakkını kazanamamış olsa da, anılan bent gerekçe gösterilmek suretiyle iş yerinden ayrılabilecek ve kıdem tazminatına hak kazanabilecektir. Ancak, işçinin iş yerinden ayrılmasının yaş hariç emekliliğe dair diğer kriterleri tamamlaması üzerine çalışmasını sonlandırması şeklinde gelişmesi ve bu durumu işverene bildirmesi gerekir.
Somut olayda, davacı 03.05.2012 tarihinde yaş koşulu dışında emeklilik hakkını elde etmesi nedeni ile iş sözleşmesini feshetmiştir. Sosyal Güvenlik Kurumunun yazısına göre ile davacının onbeş yıl ve 3600 gün sigortalılık süresini doldurduğu ve yaş koşulu dışında emekliliğe hak kazandığı sabittir.
İşçinin, iş sözleşmesini emeklilik sebebine dayalı olarak feshetmesine rağmen, başka bir işte çalışmaya başlamasının yasal hakkın kötüye kullanımı olup olmadığı uyuşmazlığın çözümü açısından tartışılması gereken noktayı oluşturmaktadır .
İşçinin emeklilik sebebi ile iş sözleşmesini feshetmesinden kısa bir süre sonra, yeniden çalışmasını gerektirecek durumlar ortaya çıkabileceği gibi işçinin bu hakkını kendisi için daha olumlu sonuçlar doğurabileceğini düşündüğü bir başka işyerinde çalışma amacı ile de kullanması mümkündür. Sosyal Güvenlik Hukuku alanında, yaş koşulunu da gerçekleştirmek sureti ile emekli olan işçilere sigorta destek primi ödeyerek çalışma imkanı tanındığı da dikkate alındığında, 1475 sayılı İş Kanun’un 14/1-5. maddesindeki düzenleme açısından, kanun koyucunun amacının işçinin çalışma yaşamını aktif olarak sonlandırması olduğundan bahsedilemez. Çalışmakta olduğu işyerinde yıpranmış olan ve bu arada sigortalılık yılı ile prim ödeme süresine ilişkin yükümlülüklerin tamamlayan işçinin, kendisi için çalışma şartlarının daha olumlu olduğunu düşündüğü bir iş yerinde çalışma amacı ile bu hakkını kullanması halinde Medeni Kanunun 2. maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırı davrandığı kabul edilemez. Kanun ile tanınmış emeklilik sebebi ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir Bu sebeple davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi isabetsizdir .
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 15.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.