YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27126
KARAR NO : 2014/36280
KARAR TARİHİ : 22.12.2014
MAHKEMESİ : Sorgun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 08/05/2013
NUMARASI : 2012/157-2013/293
Hüküm süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkilin davalı Ç. Ltd. Şti.’nde 01.03.1999 tarihinde şoför olarak çalışmaya başladığını, müvekkilin bu şirketteki çalışmalarının aralıksız olarak 01.05.2011 tarihine kadar devam ettiğini, 01.05.2011 tarihinden itibaren müvekkilin imzası ve onayı olmaksızın kurucuları arasında davalı Ç. Ltd. Şti.’nin ortakları ile akrabalık bağı bulunan diğer davalı ÖFB Oto İth. Ltd. Şti.’de çalışıyor olarak gösterildiğini, müvekkilin iş sözleşmesinin 23.03.2012 tarihinde en son işveren tarafından gerekçe gösterilmeksizin feshedildiğini, 23.03.2012 tarihinde Ç.Ltd. Şti. tarafından 12 yıllık çalışması karşılığı olarak 8.044,30 TL kıdem tazminatı ödendiğini, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı farkını, fazla mesai, genel tatil günleri çalışma ücreti, hafta sonu çalışma alacağı ile yıllık izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
Davalı Ç. T. Ltd. Şti. temsilcisi M. B. davacının maaşını az bularak kendi isteği ile ayrıldığını, ayrıca kesintisiz bir çalışması bulunmadığını söylemiş ve davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, kıdem tazminatı talebinin reddi ile diğer alacaklar yönünden davacının kısmen kabulüne yönelik hüküm kurulmuştur.
Kararı davalılar temsilcileri temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelerden, davacının çalıştığı 1999-2012 yılları arasında hizmet cetvelinin incelenmesinde davalılar bünyesinde ve sicil numaraları belirlenmiş diğer işverenliklerde çalışmaları görülmektedir. Davalılar ise davalı iki şirketin tüzel kişilik olarak birbirleriyle hiçbir ilgilerinin olmadığını ve devir hususunun da doğmadığını beyan etmiştir. Bununla birlikte iki şirketin temsilcilerinin kardeş olduğu görülmüştür. Bu durumda davalılar arasındaki ilişkinin belirlenmesi önem kazanmaktadır. Davalılar arasında organik bağ olup olmadığı mahkemece yeterince araştırılmış değildir. Her iki şirketle ilgili ticaret sicil kayıtları getirtilmeli, ortakları ve faaliyet alanları belirlenmeli, davalılar arasındaki ilişkinin gerçek bir işyeri devrine dayanıp dayanmadığı tespit olunmalıdır. Konunun ticaret sicil kayıtları ile gerekirse vergi dairesi ve Sosyal Sigortalar Kurumu kayıtları da getirtilerek etraflıca incelenmesi gerekir.
Yapılacak olan araştırma sonunda davalılar arasında organik bağ olduğu kabul edildiğinde, talep doğrultusunda davaya konu işçilik alacaklarından her iki davalının birlikte sorumlu olduğuna dair karar verilmelidir. Davalılar arasında organik bağ bulunmadığı taktirde dosya içinde bulunan işyeri devrine dair belge ve beyanlar doğrultusunda bir değerlendirme yapılmalı, gerekirse 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi çerçevesinde sorumluluklar belirlenerek sonuca gidilmelidir. Mahkemece eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
3-Taraflar arasında davacının çalışma süresi yönünden de uyuşmazlık bulunmaktadır.. SGK kayıtları ve hizmet cetvelinde davacının 1999-2012 tarihleri arasında davalı şirketler dışında farklı sicil numaralı işverenlikler yanında çalışmasının bulunduğu bu açıdan davalı şirketteki çalışmalarının kesintiye uğradığı anlaşılmaktadır. Kurum kayıtlarında hizmet bildirimi bulunan dava dışı şirketler ile davalı şirketler arasındaki organik bağ araştırılmamıştır. Mahkemece, hizmet cetvelinde yer alan şirketlerin işyeri devri kurallarının uygulanması ihtimali de gözetilerek araştırılması ve davalılar ile aralarında organik bir bağ olup olmadığının tespiti ile sonucuna göre alacaklarının belirlenmesi gerekir. Eksik inceleme ve araştırma ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
4-Taraflar arasındaki bir diğer uyuşmazlık kıdem tazminatı için ödenen miktarın alacaklardan mahsup edilip edilmeyeceği noktasındadır.
Dosyada bulunan 23.03.2012 tarihli ödeme dekontunda, davacıya 8.044,30 TL kıdem tazminatının davalı tarafça ödendiği anlaşılmaktadır. Belirtilen miktarın hesaplanan kıdem tazminatı alacağından mahsup edildikten sonra tazminat talebi reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında karara temel teşkil eden bilirkişi raporunda da hesap edilen kıdem tazminatı 6.658,54 TL olmakla 1.375,76 TL fazla bir ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı taraf 08.04.2013 tarihinde 27.03.2014 tarihli celsede verilne iki haftalık süre içerinde takas definde bulunmuştur, davacı bu isteme usulüne uygun bir itirazda bulunmamıştır. Takas borcu sona erdiren nedenlerden biridir.
Takastan bahsedilmek için, her şeyden önce iki ayrı kişinin karşılıklı olarak birbirlerinden alacaklı olmaları gerekir. Henüz doğmamış veya takas anında sone ermiş alacaklar takas edilemez.
Takas edilecek alacaklar takas hakkının kullanıldığı anda aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Bir alacağın takası için gerekli olan bir diğer şartta alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Tüm bu hususlar değerlendirildiğinde davalı alacağının, davacının davaya konu ettiği alacak miktarını karşılayacak kadar kısmın takas ve mahsubunun yapılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece gerekçede yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.