YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/27238
KARAR NO : 2014/29098
KARAR TARİHİ : 27.10.2014
MAHKEMESİ : Gaziantep 1. İş Mahkemesi
TARİHİ : 19/06/2014
NUMARASI : 2014/22-2014/259
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili müvekkilinin davalı işyerinde 25.08.1999 tarihinden beri çalıştığını, bazen taşeron firmalarla çalışıyormuş gibi gözükse de davalı üniversitenin işcisi olduğunu, müvekkilinin 2005 yılından beri işyerinde geçerli Koop-İş Sendikası üyesi olduğunu, davalı işveren ile sendikanın yapmış olduğu 01.05.2004-30.04.2006 tarihlerini kapsayan toplu iş sözleşmesi gereğince müvekkilinin bir takım haklarının bulunduğunu bu hakların verilmediğini davalıdan faizi ile tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili davacı ile müvekkili arasında hizmet sözleşmesi olmadığını, davacının işyerinde hizmet veren şirketlerde çalıştığını, davacının büro hizmetleri dışında sağlık işkolunda çalıştığını bu sebeple üniversite ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan sözleşmeden faydalanamayacağını davacının üyesi bulunduğu sendikanın işyeri bazında yetkisiz olduğunu davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının, davalı üniversitede uzun süre çalıştığı, kısa sürelerle taşeron firmalarda çalıştığı görülmüş ise de 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca davacının haklarının kısıtlanamayacağı davacı ile taşeron firmalar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamayacağı başlangıçtan beri davalı üniversitenin işcisi olduğu davalı kurum ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesinden faydalanacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün temyizi üzerine, Dairemizce yapılan incelemede karar, davacının toplu iş sözleşmesinden faydalanma hakkının sendika üyeliğinin bildirilmesi üzerine başlayacağı gözetilmeden alacakların hesaplanmasının hatalı olduğu gerekçesi ile bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyulmuş ve bozma ilamı doğrultusunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12. maddesi “ (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacının reddedilen alacak taleplerinin toplam tutarı 2.744,74 TL olduğu, mahkemece davalı lehine Asgari Avukatlık Ücreti Tarifesi 12. maddesine uyarınca 1.500,00 TL vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde 500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Hükmün üçüncü fıkrasının silinerek yerine “3) 500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 1.500,00 TL vekalet ücretinin de davacıdan alınıp davalıya verilmesine,” ifadelerinin yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.10.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.