Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/16694 E. 2017/16303 K. 06.07.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/16694
KARAR NO : 2017/16303
KARAR TARİHİ : 06.07.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 2008 Ocak ayından itibaren çalışmaya başladığını, 2008 Ocak – 2009 Ocak arası satış temsilcisi, 2009 Ocak ayından sonra ise 10.09.2013 tarihine kadar satış müdürü olarak çalıştığını, maaşının 1.896,00 TL olduğunu, satış başı prim ile 3 aylık ikramiye aldığını, çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 08.30-18.30 olduğunu, ancak satış müdürü olmasından dolayı her zaman saat 20.00 bazen 21.00’a kadar çalıştığını, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını, bunlara ilişkin ödemelerin kendisine yapılmadığını, 2013 Ağustos ayında davalı şirket yetkililerinin müvekkiline ana şirketleri … markasının da bayisi olduğundan dolayı, başka markanın da satış müdürlüğünü yapmasını istediklerini, müvekkilinin bunu kabul etmemesi üzerine kendisiyle çalışmak istemediklerini belirttikleri ancak işten çıkarmadıklarını, müvekkiline mobbing uyguladıklarını,işçilik alacaklarını ödemediklerini müvekkilinin de 11.09.2013 tarihinde ihtarname göndererek iş akdini sonlandırdığını belirterek işçilik alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının müdürlük görevi devam ederken satış bölümünde hedeflerin gerçekleşmesi halinde maaşa ek olarak prim ödemesi kararlaştırıldığını ve davacının almış olduğu tüm primlerin bordrolarına yansıtıldığını, davacının fazla mesai yapmadığını, işveren pozisyonunda olduğundan çalışma saatlerinin kendi insiyatifinde olduğunu, davacının yıllık izinlerini kullandığını, davacıya tüm işçilik alacaklarının ödendiğini, davacının hiçbir haklı neden belirtmeksizin işyerini terk ederek müvekkili şirketin zarara uğramasına neden olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanun’unda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda; davacı vekili, davacının çocuk yardımı dahit 1.896,00 TL net ücret aldığını iddia etmiş, Davalı taraf ise savunmasında davacının ücretinin asgari geçim indrimi ve ikramiyelerle birlikte yaklaşık 1.900,00 TL olduğunu 1.896,00 TL net maaş iddiasının yerinde olmadığını savunmuş, mahkemece, muhasebeci olan davalı tanığının beyanı dikkate alınarak davacının net 1.800,00 TL ücret aldığı kabul edilen bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Ancak davalı tanığının beyanının davacının brüt ücretinin 1.800,00-1.900,00 TL olduğu yönündedir. Bu doğrultuda ilgili meslek odalarından ve diğer kuruluşlardan yapılacak emsal ücret araştırması ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun resmi internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmındaki bilgiler dikkate alınarak davacının ücreti belirlendikten sonra, sonucuna göre kabul edilen alacaklar hakkında karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
3-Davalı tarafça sunulan bordrolardan fazla mesai hesabından mahsup edilmeyen prim alacakları olduğu görülmektedir. Söz konusu miktarlar mahsup edildikten sonra alacak hüküm altına alınmalıdır.
4-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesi gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, mahkemece asıl ve birleşen 2014/843esas sayılı dava yönünden, mahkeme masrafları ve vekalet ücretleri ile birlikte ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Ayrıca asıl davada reddedilen kısma göre davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin altında hüküm kurulması birleşen 2014/843 esas sayılı dava yönünden reddedilen kısım gözetilerek davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.07.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.