Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/17717 E. 2017/21855 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/17717
KARAR NO : 2017/21855
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, … 19.İcra Müdürlüğü’nün 2012/7882 esas sayılı icra takip dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan itirazlarının İ.İ.K.’nun 67.maddesi uyarınca iptaline, asıl alacağa 21/06/2012 takip tarihinden itibaren faiz uygulanmasına ve takibin devamına, haksız olarak takibe itiraz edilerek durdurulması sebebiyle davalı aleyhine asıl alacak üzerinden inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış olup davaya cevap vermemiştir. .
Mahkemece, toplanan deliller doğrultusunda davanın kabulüne, takibe itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında icra inkar tazminatının şartlarının oluşup oluşmadığı uyuşmazlık konusudur.
İtirazın iptali davasında borçlunun haksızlığına karar verilmesi halinde ve alacaklının talep etmiş olması şartıyla, borç miktarının kanunda gösterilen orandan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir. İcra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın belirli ya da belirlenebilir olması gerekir. Ancak, hak tartışmalı ise icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Alacağın likit olması şartıyla itirazın iptali davası sonunda borçlunun itirazının kısmen kabulü halinde dahi, kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmelidir. İcra inkar tazminatı, asıl alacak bakımından söz konusu olur. İşlemiş faiz isteği yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi mümkün değildir.
Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belirli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu şartlar yoksa likit bir alacaktan söz edilemez.
Somut olayda, dava ve takip konusu alacak, davalının İflas Müdürlüğü’ne verdiği 29/01/2007 tarihli davacının alacak kalemlerini gösteren belgeye dayanmaktadır. Bu durumda yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda alacağın belirlenebilir ve likit olduğu göz önüne alınarak icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacının takip tarihi 21/06/2012 olup, bu tarihe göre yürürlükte bulunan düzenleme ile davacı lehine %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerinde olacaktır.
Diğer yandan, icra inkar tazminatı talebinin kabulüne göre de davalı lehine avukatlık ücretine hükmedilmemesi gerekmektedir.
Yukarıda bahsedilen bu hususlar bozma sebebi ise de yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın,
1- Hüküm fıkrasının 2. bendinin hükümden çıkarılarak yerine; “12.080,18 TL üzerinden hesaplanacak %40 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine” sözcük ve rakamlarının eklenmesine,
2- Hüküm fıkrasının 6. bendinin hükümden tamamen çıkarılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.