YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18162
KARAR NO : 2017/22838
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı … firmasında 02/05/2005 tarihinde işe başladığını davalı … inşaatın diğer davalı …… den aldığı ihalelerle sürekli olarak taşeronluk yaptığını ve bu nedenle davacının … …..’nin …, …, … ve … şantiyelerinde çalıştığını, 11/11/2009 tarihinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin iş akdinin fesih edildiğini ve tazminatlarının da ödenmediğini öne sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … ….., davacının tüm yasal haklarının ödendiğini ve yapılan ödemelere ilişkin ibraname verildiğini; diğer davalı …… ise davacının Ek-İş İnşaat ….’nin işçisi olduğunu, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, ssıl işveren … şirketine ait işyerinde diğer davalı alt işveren nezdinde çalışan davacının iş sözleşmesinin haklı nedene dayanarak feshedildiği ispat yükü kendisinde olan davalı işverenlerce kanıtlanamadığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı … davalı … vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davalı … yönünden yapılan temyiz incelemesinde; taraflar arasında davalı …’nin davacının 1/1/2006-11/11/2009 tarihleri arasında davalı Ek..iş Aş’de geçen çalışmasının tamamından asıl işveren sıfatı ile sorumlu olup olmadığı uyuşmazlık konusudur..
4857 sayılı İş Kanununun 2 nci maddesinde, işveren bir iş sözleşmesine dayanarak işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olarak açıklanmıştır. O halde asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilmesi için öncelikle mal veya hizmetin üretildiği işyeri bulunan bir işverenin ve aynı işyerinde iş alan ikinci bir işverenin varlığı gerekir ki asıl işveren alt işveren ilişkisinden söz edilebilsin. Alt işverenin başlangıçta bir işyerinin olması şart değildir. Alt işveren, işveren sıfatını ilk defa asıl işverenden aldığı iş ve bu işin görüldüğü işyeri nedeniyle kazanmış olabilir.
Somut olayda, dava dosyasında bulunan hizmet alım sözleşmeleri, ücret bordroları ve … kayıtlarından, davalı … AŞ’nin diğer davalı …..AŞ’nin davacının hizmet süresi içinde bazı dönemlerde alt işvereni olduğu açık olmakla birlikte, davacının tüm çalışma süresi boyunca davalı …’nin asıl işveren olduğu kabulüne yönelik kurulan hüküm eksik araştırmaya dayalıdır.
Mahkemece davacının … AŞ’ye ait işyerlerinde alt işveren nezdinde çalıştırıldığı tarihlerin netleştirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, …’ya göre davacının 1/1.2006-11.11.2009 tarihleri arasında çalışmalarının bildirildiği işyerlerinin isim, unvan, adresleri ile bu şirketler ile davalı … arasında hizmet alım sözleşmesi olup olmadığı, davalı … AŞ bünyesinde davacının çalıştırıldığı şantiyelerde asıl işverenin kim/kimler olduğu, davalı … AŞ ‘nin alt işvereni olarak gözüktüğü dava dışı şirketlerin, davalı …’nin alt işvereni olup olmadığı tespit edilmeli sonucuna göre davalı …’nin tüm dönemden asıl işveren olarak sorumlu tutulup tutulamayacağı yada sorumluluğunun hangi dönemle sınırlı olduğu belirlenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
3- Davacının temyiz itirazı yönünden yapılan incelemede, taraflar arasındaki diğer bir uyuşmazlık 16/09/2009 tarihli ödeme makbuzuna değer verilip verilmeyeceği konusundadır.
Somut uyuşmazlıkta; iş akdine 11/09/2009 tarihinde son verilmiş olup, davacıdan 15.09.2009 tarihli tüm haklarını aldığı ve başkaca bir alacağı bulunmadığını belirtir, miktar içermeyen ibraname alındığı, aynı gün davacıya davacının da kabulünde olduğu üzere, 30/11/2009 tarihinde ödenmek üzere 1.750 TL tutarında bono verildiği ve 15.9.2009 tarihinde de davacının banka hesabına 500,00 TL yatırıldığı anlaşılmaktadır. Bu ibranamenin düzenlenme tarihinden sonra 16.09.2009 tarihinde düzenlenen ve davalı yanca dosyaya sunulan para makbuzu ile ise 4.800,00 TL kıdem ve ihbar tazminatları ile 3.200,00 TL fazla çalışma ve hafta tatili, 2.000 TL genel tatil, 5.000 TL hastalık yardımı ücretinin nakit olarak ödendiğinin belirtildiği, makbuzun altındaki imzanın davacıya ait olduğu ancak içeriğinin davacı yanca yazılmadığının yargılama aşamasında yöntemince belirlendiği görülmektedir.
Mahkemece, ibranameye değer verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; 16/09/2009 tarihli para makbuzuna değer verilerek, makbuzda yazılan miktarların hüküm altına alınan alacaklardan mahsubu ile bakiye alacağın hüküm altına alınmış olması hatalıdır.
Davacı, 16/09/2009 tarihki para makbuzundaki miktarın kendisine ödenmediğini öne sürmüş, para makbuzunun içeriğinin davacının eli ürünü olmadığı yöntemince tespit edilmiştir. Davalı Ekiş şirketinin yevmiye defterinde; işçi ücretleri, iş avansları vs yazılı olmasına karşın davacıya nakit olarak ödendiği belirtilen para makbuzunun kaydının bulunmadığı, gider olarak makbuzdaki miktarın düşümünün yapılmadığı; davacının banka hesabına 15/09/2009 tarihinde 500,00 TL yatıran davalı işverenin 16/09/2009 tarihinde bu miktardan çok daha fazla olan yaklaşık 15.000 TL tutarında ödemeyi elden nakit olarak yapmış olmasının ve makbuzun tanzim tarihinin ibraname düzenlenmesinden sonraki bir tarih olmasının çelişki oluşturduğu ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında mahkemece 16/09/2009 tarihli ödeme makbuzuna değer verilmeden karar verilmesi gerekirken, makbuzda yazılı miktarlara itibar edilerek hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştiir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 25/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.