Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/18464 E. 2017/22682 K. 24.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18464
KARAR NO : 2017/22682
KARAR TARİHİ : 24.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti
Davacı vekili, davalıya ait akaryakıt istasyonunda asgari ücretle pompacı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haklı bir sebep olmadan feshedildiğini, işyerinde 24 saat çalışıp 24 saat dinlenerek çalıştığını, bunun da aralıksız 12 saat çalışmaya tekabül ettiğini, yıllık izinlerini kullanmadığını, hafta tatili ve bayramlarda çalıştığını, iş sözleşmesi devam ederken banka hesabına kıdem tazminatı adı altında ödemeler yapıldığını, bu ödemelerin her ay kullanılan avansların karşılığı olarak işverene iade edildiğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, bakiye ücret alacağı, fazla çalışma alacağı, hafta tatili alacağı, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının sözleşmenin feshi tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı sebeple feshedildiğini, kaldı ki davacının fesih sonrasında başka işyerinde çalışmaya başladığını, davacının ve diğer işçilerin kıdem tazminatlarının davalı işveren tarafından her yıl düzenli olarak ödendiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Karara karşı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur
Gerekçe:
1-Davacının taleplerinin somutlaştırılması konusunda uyuşmazlık mevcuttur.
Davacı dava dilekçesinde toplam 6.631,56 TL fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağı isteğinde bulunmuş , yargılama sırasında hangi kalem alacak için ne miktarda talepte bulunduğuna dair ayrıştırma yapmamıştır. Davacı vekili, 28.04.2015 tarihli ıslah dilekçesinde de, taleplerini ayrıştırmadan fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacağının 11.748,74TL olarak ıslahını talep etmiştir.
Mahkemece, hangi alacak kaleminden hangi miktarda talepte bulunulduğu hususu araştırılmaksızın, bilirkişi raporunda belirlenen rakamdan %20 indirim yapıldığı belirtilmek suretiyle, toplam 10.330,12 TL fazla çalışma ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir.
Hükmedilen miktarın kesin olarak belirtilmesi yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Bu nedenle mahkemece önce davacıdan taleplerini ayrıştırması ve somutlaştırması istenerek, sonra infazda tereddütlere yer vermeyecek şekilde ve her bir alacak kalemi yönünden ayrı ayrı indirim uygulanmak suretiyle, talep edilen alacak hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
2-Fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarına uygulanan indirim oranı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut olayda, davacı ve davalı tanıklarının beyanlarına göre davacının 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esasına göre bir hafta 12 saat, diğer hafta 9 saat fazla çalışma yaptığı sonucuna varılmış olup, ayrıca ulusal bayram ve genel tatil günlerinin de yarısında çalıştığı kabul edilerek söz konusu alacaklar hesaplanmış, mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen toplam miktardan %20 indirim yapıldığı belirtilmiş ise de, gerçekte bilirkişi raporunda hesaplanan miktar üzerinden %20’den daha az oranda indirim yapılmıştır. Kaldı ki, mahkemece takdir edilen %20 indirim dahi dosya kapsamına göre azdır. Bu sebeple, öncelikle taleplerin ayrıştırılması için davacıya süre verilerek, davacının beyanına göre, her bir bir alacak kalemi yönünden dosya içeriğine uygun miktarda indirim yapıldıktan sonra, infazda tereddüt oluşturmayacak şekilde ayrı ayrı karar verilmesi yönünden kararın bozulması gerekmiştir.
3-İş sözleşmesi devam ederken davacıya yapılan ödemelerin hesaplanan alacaklardan mahsubu konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 101. maddesine göre, “birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.”
Kanun’un 102. maddesinde ise, “Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.” şeklindedir.
Somut olayda, davalı taraf iş sözleşmesi devam ederken davacıya kıdem tazminatı ödediğini savunmuş; davacı ise kıdem-ihbar tazminatı açıklaması adı altında banka vasıtasıyla yapılan ödemelerin gerçekte her ay kullanılan avansların karşılığı olduğunu, her ay bu paraların işverene iade edildiğini, kendisine kıdem tazminatı ödenmediğini ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacıya yapılan ödemelerin, yapıldıkları aylara ilişkin ücret ve fazla çalışma alacağının karşılığı olduğu sonucuna varılmıştır. Mahkemece rapora itibar edilerek, davacının ücret alacağı talebinin reddine, fazla çalışma alacağı yönünden ise ödeme yapılan aylar dışlandıktan sonra diğer dönemler yönünden alacağın kabulüne karar verilmiştir. Böylece, davalı tarafça çeşitli zamanlarda “kıdem-ihbar tazminatı” açıklaması ile davacının banka hesabına yatırılan tutarlar, davacının ücret alacağı ile fazla çalışma alacağından mahsup edilmiş ise de, bu kabul şekli hatalı olmuştur. İş sözleşmesi devam ederken banka kanalıyla yapılan ödemelere ilişkin dekontlarda “kıdem ve ihbar tazminatı” açıklaması yer almakta olup, davalı tarafça da aynı yönde savunma yapılmıştır. Bu durumda anılan ödemelerin kıdem ve ihbar tazminatına mahsuben ödenen avans niteliğinde olduğu kabul edilerek, buna göre alacakların hesaplanması yapılması gerekir. Mahkemece davacının beyanına itibar edilmek suretiyle, ödemelerin ücret alacağı ve fazla çalışma alacağından mahsubu ile sonuca gidilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.