YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18743
KARAR NO : 2017/22827
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, iş akdinin haklı bir neden olmadan son bulduğunu öne sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında uyuşmazlık, işçinin kullandırılmayan izin sürelerine ait alacağı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
4857 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde, işçiye kullandırılmayan yıllık izin sürelerine ait ücretlerin son ücret üzerinden ödeneceği hükme bağlanmıştır. Yıllık izin hakkının ücrete dönüşmesi için iş sözleşmesinin feshi şarttır. Bu noktada, sözleşmenin sona erme şeklinin ve haklı nedene dayanıp dayanmadığının önemi bulunmamaktadır.
Yıllık izinlerin kullandırıldığı noktasında ispat yükü işverene aittir. İşveren yıllık izinlerin kullandırıldığını imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belge ile kanıtlamalıdır.
Somut uyuşmazlıkta, dosya içerisinde aslı bulunmayan fotokopi şeklindeki 3.10.2009 faks tarihli belge ile davacının 2004 yılında 10, 2005 yılında 9 , 2006 yılına 11 gün, 2007 yılında 13 gün, 2008 yılında 10 gün ve 2009 yılında 5 gün izin kullandığını toplam 58 gün izin kullanmış olduğunu beyan ettiği ve belgenin altına da adını soyadını yazıp imzaladığı görülmektedir. Davacı vekili, belgenin aslının ibraz edilmediğini ve belgedeki imzanın davacı tarafından hatırlanmadığını beyan ederek 58 günün yıllık izin süresinden mahsup edilmesine itiraz etmiştir. Mahkemece, sözü edilen belgeye itibar edilerek 58 gün yıllık izin süresi mahsup edilerek bakiye yıllık izin süresi karşılığı alacak hüküm altına alınmış ise de yapılan araştırma hüküm kurmak için elverişli değildir.
Mahkemece davalı işverenden belgenin aslı istenilerek, davacı asilin belgenin içeriği ve altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı konsusunda beyanı alınmalı, imza inkarı halinde bu yönde inceleme yapılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
3-Hüküm yerinde 20.01.2014 olan fesih tarihinin 20.02.2014 olarak yazılmış olması da hatalı olup ayrı bir bozma nedenidir.
Mahkemece bu hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine 25/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.