Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/20075 E. 2017/25172 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/20075
KARAR NO : 2017/25172
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ:İş Mahkemesi
DAVATÜRÜ:ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette dokuma şefi olarak çalıştığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu bildirimlerinin gerçek ücret üzerinden yapılmaması nedeniyle iş akdinin davacı tarafından feshedildiğini, 2014 yılı Ocak, Şubat ayları maaş farkları ile Mart ayı ücretinin ödenmediğini, fazla çalışma yaptığını, hafta sonlarında mesainin devam ettiğini beyanla; kıdem tazminatı, ücret alacağı, fazla mesai ücreti, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının bazı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, askerlik için işyerinden ayrılırken hak ettiği ücretlerin ödendiğini, davacının ücretinin banka hesabına yatırıldığını, bordro ve hesap pusulalarının ihtirazi kayıt ileri sürülmeden imzalandığını, iş akdinin davacının mazeretsiz olarak işe gelmemesi nedeniyle feshedildiğini, davacının iş akdini feshettiğine dair bir ihtarda bulunmadığını, fazla çalışma yapılmadığını, davacının asgari ücretle çalıştığını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş akdini haklı olarak feshettiği, davacının alacaklarının ödenmediği, davalı vekilinin hangi konuda yemin teklif edileceğini açıklamadığından yemin teklifi talebinin dikkate alınmadığı gerekçeleri ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık davalının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Hukuki Dinlenilme Hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza da yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra, maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.Davalı cevap dilekçesi ile bir kısım delillerini sunmuş ve tanık deliline dayanmıştır. Davalıya duruşma gününün usulüne uygun tebliğ edilmemesi nedeniyle davalı tanıkları dinlenmeden dosya bilirkişiye verilmiş bilirkişi raporundan sonra davalı tanıkları dinlenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı tanıklarının beyanları değerlendirilmemiştir.Hal böyle olunca, dosyanın bilirkişiye yeniden tevdii ile, davalı tanıklarının beyanlarının değerlendirildiği ek rapor alınmalıdır. Mahkemece bu husus gözetilmeden davalının hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde işlem yapılarak karar verilmesi hatalıdır.
2-Davalının yemin deliline dayanıp dayanamayacağı da uyuşmazlık konusudur.Hukuk yargılamasında ispat araçlarından olan “Yemin” 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 225 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.Yasanın 225’nci maddesine göre, yeminin konusunu, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan vakıalar teşkil eder. Bir kimsenin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayılır.Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerliliği için, kanunen iki tarafın irade açıklamalarının yeterli görülmediği hâller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak konular yemin konusu olamaz (6100 sayılı Yasa Md. 226).
Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf da yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez. Yemin teklif edilen kimse, duruşmada bizzat hazır bulunmadığı takdirde, kendisine yemin için bir davetiye çıkarılır. Yemin davetiyesine, yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular ile geçerli bir özrü olmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediği veya gelip de yemini iade etmediği yahut yemini eda etmekten kaçındığı takdirde, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı yazılır (6100 sayılı Yasa Md. 227-228).Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Kendisine yemin iade olunan kimse, yemin etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.Yeminin konusunu oluşturan vakıa, her iki tarafın değil, yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez.Yemin edecek taraf gerçek kişi olup, yeminden evvel ölür veya fiil ehliyetini kaybederse yemin teklif edilmemiş sayılır. Yemin, bizzat tarafa teklif olunur ve tarafça eda yahut iade olunur. Taraflardan biri tüzel kişi yahut ergin olmayan veya kısıtlı bir kimse ise onlar adına yapılmış bir işleme ilişkin vakıanın ispatı için yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ yahut kanuni mümessil tarafından eda ya da iade olunabilir (6100 sayılı Yasa Md. 229 ilâ 232).Yasanın 233’üncü maddesi uyarınca, yemin mahkeme huzurunda eda olunur. Hâkim, yeminin icrasından önce yemin edecek kimseye, hangi konuda yemin edeceğini açıklar, yeminin anlam ve önemini anlatır ve yalan yere yemin etmesi hâlinde cezalandırılacağı hususunda dikkatini çeker. Yemin edecek kimse, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığını ileri sürerse; hâkim, karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl bu konuda kararını verir. Değinilen madde gereğince yemin, “Size sorulan sorular hakkında, gerçeğe uygun cevap vereceğinize ve hiçbir şey saklamayacağınıza namusunuz, şerefiniz ve kutsal saydığınız bütün inanç ve değerler üzerine yemin eder misiniz?” şeklinde yöneltilir ve yemin teklif edilen kimse tarafından “Bana sorulan sorular hakkında gerçeğe uygun cevap vereceğime ve hiçbir şey saklamayacağıma namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” denilmek suretiyle eda edilmiş sayılır.Yasanın 234 ve devamı maddeleri gereğince, okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizler, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin ederler. Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsizler, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin ederler.
Yemin edecek kimse, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü ise hâkim, bulunduğu yerde o kimseye yemin ettirir. Bu sırada isterlerse taraf vekilleri ve karşı taraf da hazır bulunabilir. Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kimse, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır. Ancak, yemin edecek kişi, mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile yemin icrası mümkün değil ise istinabe yolu ile yemin ettirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 237 ve müteakip maddeleri uyarınca, hâkim, eksik olan noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı gördüğü soruları yemin eden kimseye sorabilir. Hâkim, yemin eden kimsenin beyanını dinleyip tutanağa geçirir ve yazılanları yüksek sesle huzurunda okur; beyanında ısrar edip etmediğini sorar ve verilen cevabı tutanağa kaydeder. Yemin eda edildikten sonra, yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davası, esas dava bakımından bekletici sorun yapılamaz.
Somut olayda; davalı vekili, delillerini bildirmesi için verilen ara karar gereğince sunduğu tarihsiz dilekçesi ile açıkça yemin deliline dayanmış, yine celse arası verdiği tarihsiz dilekçesi ile de tanıkların yeniden dinlenmesi ve rapor alınması taleplerinin kabul edilmemesi halinde davacıya yemin teklif ettiklerini beyan etmiştir. Mahkemece, davalı tanıkları dinlendikten sonra davalıya yemin delili hatırlatılarak davalıdan yemin sorusu alınmalı ve sonrasında yeminle ilgili gerekli usuli işlemler yapıldıktan sonra oluşacak duruma göre bir değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde davalının yemin teklifi değerlendirilmeden karar verilmesi hatalı olup bozma nedenidir.Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.11.2017 gününde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.