Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2015/23308 E. 2017/28555 K. 13.12.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/23308
KARAR NO : 2017/28555
KARAR TARİHİ : 13.12.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde yaptığı fazla mesailerin karşılığının kanuna uygun şekilde hesaplanarak ödenmediğini, işyerinde yaşanan bazı olaylar nedeni ile istifaya zorlandığını, haklı sebeple iş sözleşmesini feshettiğini belirterek fazla mesai ücreti ve kıdem tazminatı alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile haklı sebeple feshedildiğini, fazla mesai yaptığında karşılığının ödendiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının fazla çalışma yapmadığı, baskı altına alınarak istifaya zorlandığını kanıtlayamadığı gerekçesi ile davanın tümü ile reddine karar verilmiştir.
Karar, süresi içerisinde davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı, sonucuna göre işçinin haklı fesih koşullarının oluşup oluşmadığı ve kıdem tazminatına hak kazanıp kazanmadığı konularındadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
Dosya içeriğine göre, Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2010/18156 esas, 2012/24986 karar sayılı kararından hareketle, işyerindeki mesainin 08:00-18:00 saatleri arasında olduğu, davacının servis şoförü olarak sabah personeli evlerinden alarak mesaiye yetiştirdiği, akşam mesai bitiminde evlerine bıraktığı, servis taşıma işi dışında kalan sürede aktif görevi bulunmadığı gerekçesi ile fazla çalışma yapmadığı açıklanmıştır. Ancak, Mahkemece yapılan araştırma ve bu değerlendirme hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Davacı, işyerinde şoför olarak haftada altı gün çalıştığını, işçileri servisle taşıdığını, gün içinde firmaya ait getir götür işlerini yaptığını ve eksik bölümlerdeki işçilerin yerlerine geçerek çalıştığını iddia etmiştir. Davalı tanıkları, davacının haftada altı gün 08:00-18:00 saatleri arasında çalıştığını, yılda on-onbeş gün konfeksiyon bölümü mesaiye kaldığında, 22.00-22:30 saatlerinde bu işçileri evlerine bıraktığını beyan etmişlerdir. Ancak davacının belirtilen mesai saatleri arasında aktif görevi bulunup bulunmadığı, İş Kanunu 66/1-c maddesi gereğince her an iş görmeye hazır halde çıkacak işi bekleyerek mesai geçirip geçirmediği açıklığa kavuşturulmamıştır. Bu sebeple taraf tanıkları yeniden dinlenerek davacının çalışma şekline ilişkin belirtilen eksiklikler açıklığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre fazla çalışma yapıp yapmadığı ve kıdem tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı değerlendirilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.12.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.