YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/28691
KARAR NO : 2017/8243
KARAR TARİHİ : 11.04.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait işyerinde 1997 yılından itibaren işçi-şoför olarak çalışmakta iken 6111 sayılı Kanun’un 166. maddesine göre …. Bakanlığı…. Sağlık Müdürlüğü’ne naklen tayin edildiğini, davalıya ait işyerinde çalıştığı dönemde işveren ile …. Sendikası arasında imzalanan 15.02.2006-14.02.2012 yürürlük tarihli Toplu İş Sözleşmesinden yararlandığını, işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde, sözleşmeden yararlanma şartları, çalışma süresinden sayılan halleri, harcırahlar ve geçici görev yolluğu, normal çalışma ve ara dinlenme zamanı, tatillerde çalışma ve ücreti, fazla sürelerle çalışma ile fazla çalışma ve ücretini, vardiya ve fazla çalışma esaslarının düzenlendiğini, Toplu İş Sözleşmesinin 61. maddesine göre haftalık çalışma süresi haftada 5 gün 40 saat olmasına rağmen, daha fazla çalıştığını, haftanın 7 günü çalıştığını, şehir dışı görevlere gönderildiğini, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalışmasına rağmen toplu iş sözleşmesinde belirtilen 3 yevmiye karşılığı ücretin ödenmediğini ya da eksik ödendiğini, 20.00-06.00 saatleri arasında gece çalışması olduğunu, 24 saat işyerinde çalışmasına rağmen, gece çalışması karşılığının da ödenmediğini, 2’li vardiya çalışmalarında yevmiyelerinin % 10, 3’lü vardiyalarda % 15 oranında zamlı ödenmesi gerektiğini, vardiyalı çalışan davacının vardiya zammının da ödenmediğini, şoför olarak çalıştığını, hasta ve cenaze nakillerinde şehir dışı görevlendirmelerinde ödenmesi gereken harcırah ve geçici görev zammının da ödenmediğini, banka promosyonları ile tüm sosyal haklarında (gıda, kömür, yakacak, elbise, ayakkabı) ödenmediğini, ödemelerin banka kanalı ile yapıldığından eksik ödemeler için ihtirazi kayıtta konulmadığını belirterek, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil alacağı, gece zammı, akdi tatil ve hafta tatili, harcırah ve geçici görev zammı, banka promosyon, toplu iş sözleşmesinde yazılı tüm sosyal yardım alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının taleplerinin hangi döneme ait olduğunun belli olmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, Belediye Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde çalışan davacının 14.10.2011 tarihinde ayrılarak, …. Bölge Müdürlüğü emrine atamasının yapıldığını, özlük dosyasının da nakil giden kuruma gönderildiğini, 16.01.1997 tarihinde geçici işçi olarak işe başlatıldığını, 2008 yılı Şubat ayında daimi işçi kadrosuna geçirildiğini, davacının geçici işçi statüsünde olması nedeniyle toplu iş sözleşmesindeki düzenlemelere göre bir kısım sosyal hak ve yardımlardan yararlanamadığını, 15.02.2008-14.02.2010 yürürlük tarihli bazı maddelerinden kısmen yararlandırıldığını, 15.02.2009 tarihinde yapılan ek protokol ile de toplu iş sözleşmesinin tüm maddelerinden yararlandınldığını, yapılan fazla çalışmalarının puantaj kayıtlarına işlenerek ödendiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı taraf, tanık listesini ibraz etmiş ve dinlenmesini istediği tanıklarını duruşma esnasında hazır etmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacıların çalışmalarının puantaj kayıtları ile tespit edildiğinden, işyerinin konumu da dikkate alındığından, tanık dinlenmesine gerek olmadığına karar verildiği görülmüştür.
İddia ve savunma hakkı, Anayasa’nın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde “herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza da yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra, maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın açıklama ve ispat hakkını da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının, usul hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Bu doğrultuda Mahkemece, davacı tarafın bildirdiği tanıkları dinledikten sonra tanık beyanlarının resmi nitelikteki belgelerin etkisini ortadan kaldıracak nitelikte olup olmadığı hususu da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelemesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.