Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/16923 E. 2017/5419 K. 16.03.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16923
KARAR NO : 2017/5419
KARAR TARİHİ : 16.03.2017

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, 05.03.2005-31.12.2011 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin işverence feshedilerek bir kısım kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini ancak kıdem ve ihbar tazminatına esas giydirilmiş brüt tutan eksik belirlendiğinden kıdem ve ihbar tazminatının da eksik ödendiğini, işyerinde haftalık çalışma süresinin kırkikibuçuk saat olarak belirlendiğini, müvekkili haftada elli saat süreyle çalışmış olmasına rağmen fazla sürelerle çalışma ve fazla çalışma ücretlerinin ödenmediğini, Cumartesi ve Pazar günleri hafta tatili olduğu halde asgari ayda bir kez Cumartesi ya da Pazar günleri yapılan çalışmaların karşılığı ücretlerin de ödenmediğini belirterek; kıdem tazminatı farkının, ihbar tazminatı farkının,fazla sürelerle çalışma alacağının, fazla çalışma alacağının, hafta tatili alacağının, tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kıdem ve ihbar tazminatının tam olarak ödendiğini, işverenin talimatı olmadan davacının kendi istek ve iradesiyle yaptığı çalışmaların fazla çalışma sayılamayacağını, hizmet sözleşmeleri ile fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğunun belirlenmiş olduğunu, işyerinde haftalık çalışma süresinin kırkikibuçuk saat olarak belirlendiğini, Cumartesi günleri işgünü sayıldığını, ancak haftanın yedi günü çalışılması halinde hafta tatili alacağına hak kazanılabileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davalı temyizi üzerine Dairemizce verilen bozma kararına mahkemece uyulmuş yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının;
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
İçermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetlerine sebebiyet verecek ve kamu düzeni ve barışını olumsuz yönde etkileyecektir (Hukuk Genel Kurulu – 2007/14-778 esas, 2007/611 karar, Dairemizin 01.04.2008 tarih ve 2007/38353 esas, 2008/7142 karar sayılı ilamı).
Somut olayda, bozma sonrası mahkemece “Diğer tüm hususlar bakımından mahkememizce verilen 30/04/2014 tarih ve 2012/47 esas, 2014/508 karar sayılı kararının Yargıyat 22. Hukuk Dairesinin 13/10/2015 2014/16294 esas, 2015/28522 sayılı kararı ile temyiz talebi reddedildiğinden kararın bu yönü ile kesileşmiş olduğu hususunun tespitine” şeklinde hüküm oluşturulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.02.2012 tarih, 2012/13-747 esas, 2012/84 karar sayılı ilamında ve Dairemizin emsal kararlarında belirtildiği gibi, Yargıtay’ca bozulan karar, sonraki kararın eki niteliğinde değildir. Bozma ile birlikte önceki hüküm ortadan kalkarak hukukî geçerliliğini yitirir. Mahkemece bozulan karara atıf yapılarak yeni hüküm oluşturulamaz. Bozmadan önceki ve bozmadan sonraki kararlar 6100 sayılı Kanun’un 297’ye uygun olmalıdır.
Mahkemece yukarıdaki yasal düzenlemeler ve ilkeler dikkate alınmaksızın, bozma nedeni yapılmayan alacak kalemleri hakkında “Diğer tüm hususlar bakımından mahkememizce verilen 30/04/2014 tarih ve 2012/47 esas, 2014/508 karar sayılı kararının Yargıyat 22. Hukuk Dairesinin 13.10.2015 2014/16294 esas, 2015/28522 sayılı kararı ile temyiz talebi reddedildiğinden kararın bu yönü ile kesileşmiş olduğu hususunun tespitine” şeklinde hüküm oluşturulması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3-Hüküm fıkrasının 1 numaralı bendininde fazla çalışma ücreti yazılması gerekirken maddi hata sonucu fazla sürelerde çalışma ücreti yazılması hatalıdır.
4-Reddedilen miktar maktu vekalet ücretinin üzerinde olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.