YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/37122
KARAR NO : 2017/16504
KARAR TARİHİ : 06.07.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Y A R G I T A Y K A R A R I
1-Yargıtay tarafından temyiz incelemesi yapılabilmesi için, temyiz harç ve giderlerinin temyiz eden tarafından mutlaka tam olarak yatırılması gerekir.
Temyiz giderleri, dava dosyasının Yargıtay’a gönderilmesi ve temyiz incelemesinden sonra Yargıtay tarafından dosyanın mahkemeye iadesi için gereken giderler ile temyiz incelemesi sırasında Yargıtay’da ve temyiz incelemesi sonrası yerel mahkemede yapılması gereken tebligatlar için gerekli giderleri kapsar.
Temyiz harçları ise (mahkemece alınması gereken temyiz harçları) başvurma harcı ile karar ve ilam harcından oluşmaktadır.
Başvurma harcı harçlar yasasında düzenlenmiş, her yıl miktarı değişen maktu bir harç olup temyiz eden tarafından yatırılması zorunludur.
Nispi harca tabi davaların kabulüne ilişkin kararların temyizi halinde, mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin nispi temyiz karar harcı olarak yatırılmalıdır.
Mahkemece verilen karar istinaf kanun yoluna değil temyiz kanun yoluna tabi olmakla; kararı temyiz eden davalı vekilince nispi temyiz karar harcının yatırılması gerekirken nispi istinaf karar harcı yatırıldığı ve nispi temyiz karar harcının yatırıldığına dair dosya içerisinde harç tahsil makbuzu bulunmadığının anlaşılmasına göre; davalı vekiline nispi temyiz karar harcının ( sayman mutemedi alındısında harç isimleri doğru yazılmak ve sehven yatırılan harçlar talep halinde iade edilmek üzere ) kanunda öngörülen yedi günlük kesin süre içinde tamamlanması, aksi halde temyiz başvurusundan vazgeçilmiş sayılacağı konusunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 434. maddesi uyarınca muhtıra çıkartılarak kanuni süre beklendikten sonra gönderilmesi için;
2- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin 1. fıkrasında; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. fıkrasında ise; “Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” denmiştir.
6100 sayılı Kanun’un hükmü düzenleyen 294. maddesinde de;
(1)Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür.
(2)Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
(3)Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur.
(4)Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
(5)Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler.
(6)Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” denmiştir.
Yukarıda yazılı kanun hükümleri kapsamında, mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm gerekçe taşımayıp sadece hüküm sonucunu (kısa kararı) içeriyorsa gerekçeli kararın her halükarda davanın taraflarına (taraflar kendilerini vekille temsil ettiriyorlar ise vekillerine) tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, sadece hüküm sonucunun (kısa kararın) tefhim edildiği durumlarda, taraflar (ya da vekilleri) duruşmada hazır olsalar dahi gerekçeli kararın taraflara veya vekillerine tebliğ edilmesi gerekir.
Öte yandan, 6100 sayılı Kanun’un geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun 26.09.2004 tarih ve 5236 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki 433. madde hükmü gereğince tarafların kararın temyiz edildiğinden haberdar edilmeleri ve katılma yoluyla temyiz talebinde bulunma haklarını kullanmaları için temyiz dilekçelerinin de diğer tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
Somut olay açısından yapılan tespit ve değerlendirmede, gerekçeli kararın davacıya tebliğ edilip edilmediği dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Bu sebeple;
1-Davacıya gerekçeli karar tebliğ edilmişse tebliğe ilişkin evrakın dosyaya eklenmesi,
2-Tebliğ edilmemişse gerekçeli kararın davacıya tebliği ile buna ilişkin evrakın dosya içine alınması ve temyiz süresinin beklenmesi,
3-Davacı tarafın da hükmü temyiz etmesi halinde, temyiz dilekçesinin hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından karşı tarafa tebliğ edilmesi ve bu şekilde temyiz ve tebliğe ilişkin usuli işlemler tamamlandıktan sonra gönderilmesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 06.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi