Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/37973 E. 2017/20143 K. 02.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/37973
KARAR NO : 2017/20143
KARAR TARİHİ : 02.10.2017

BÖLGE ADLİYE
MAHKEMESİ : … 5. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işverence 31.08.2016 tarihli fesih bildirimi ile; “23.07.2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının f bendi gereğince iş akdinin fesh edildiğini, müvekkilinin … terör örgütü ile organik ya da inorganik bir bağının bulunup bulunmadığı hususunda somut bir bilgi, belge, kayıt olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan feshin yapıldığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı Kurumun Türkiyede kuruluş kanunundaki amaç ve hedefleri gerçekleştirmede stratejik önemi haiz bir faaliyet yürüttüğünü, …/… örgütünün başta TSK, Emniyet teşkilatı ve yargı olmak üzere kamu kurumlarının tamamında örgütlenmiş olduğunu ve darbe teşebbüsünün bu yapılanmadan kaynaklanmış olmasının potansiyel tehdidi mevcut tehlikeye dönüştürdüğünü, demokratik anayasal düzeni sürdürmek amacıyla olağanüstü tedbirler alındığını, bu tedbirler kapsamında yayınlanan OHAL KHK’leri çok sayıda kişinin kamu kurumlarından ihraç edildiğini, 667 sayılı KHK 4. maddesinde kurum çalışanların hukuki durumlarının değerlendirilmesi kapsamında …/… ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat şeklinde herhangi bir bağlarının olduğu yönünde edinilen kanaate göre fesihlerin yapıldığını, hakkında soruşturma başlatılan çok sayıda üst düzey … yöneticilerinin Örgüt üyeliği ve bu amaç doğrultusunda casusluk, veri yok etme, usulsüz dinleme, sahtecilik vb suçlardan yargılandığını, bu yöneticilerin iş sözleşmelerine kurumu temsilen imza attıklarını, “tesis güvenlik belgesine” sahip tek kurum olan …’ ta gizlilik dereceli projelerin yürütülmesi nedeniyle en ufak bir ihmalin ülkeyi zafiyete düşüreceğini, davacı 667 sayılı KHK ile işten çıkartıldığından davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacının iş akdinin 667 sayılı KHK gereğince fesh edildiği, davalı işverence davalı kurumun 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu ile Milli Savunma Bakanlığı’na ait ilgili mevzuat kapsamında personel istihdam etmekte olup gizlilik dereceli bilgi, belge ve malzeme olarak tanımlanmış kriptografik ve atomal bilgi ve malzeme de dahil olmak üzere gizlilik dereceli içeriğe sahip her türlü kaydı yazılı ve sözlü haberleşme ortamını, mesajları belgeler ve yazılımlar ile donanımları bünyesinde “tesis güvenlik belgesine” sahip olması nedeniyle bulundurduğu, davalı bünyesinde gizlilik dereceli projelerin de yürütülmesine nazaran …/… ilişkisi irtibatı ve iltisakı olan, olma şüphesi bulunan kişi veya kişilerin, kurum bünyesinde istihdamının kurum açısından geri dönüşü olmayan ve hatta devletin kurum bünyesinde yürütülen projeleri de dikkate alındığında ülkenin zafiyete düşürülmesi sonuçlarını doğrulabileceği savunulmuş olup, bu kapsamda davalı kurumun çalışanları ile arasındaki güven ilişkisinin son derece önemli olduğu çalışan personelin …/… terör örgütü ile irtibatı ve ilişkisine ilişkin bir şüphenin varlığının yeterli olduğu, Yargıtay’ın da güçlü şüpheye dayanan feshin haklı ve geçerli neden olarak kabul edilebileceği yönünde kararlarının mevcudiyeti, davacının …/… terör örgütü ile irtibat ve ilişkisinin bulunduğu yönünde şüphenin var olması nedeniyle taraflar arasındaki güven ilişkisinin temelden zedelendiği, davalı kurumun görevleri de nazara alındığında bu yönde alınan tedbir ve kararlarda hukuka aykırı bir durum bulunmadığı, öte yandan 667 (ve diğer Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince) sayılı KHK kapsamında kamu görevinden çıkarılan kişilerin kamu hizmetinde bir daha istihdam edilemeyeceği, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemeyeceği, davacının iş akdinin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince fesh edilmiş olmasına göre davacının iş akdinin haklı ve geçerli nedenlerle fesh edildiğin kabul edilmesinin gerekli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davacınının iş sözleşmesinin feshi 667 sayılı KHK’nın 4. maddesi doğrultusunda davalı işverence oluşturulan komisyon kararıyla davalı idare tarafından gerçekleştirilmiştir.
Davacı işçi 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri çerçevesinde çalışmış olmakla iş sözleşmesinin 31.08.2016 tarihindeki feshinde İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleri hükümleri uygulanmalıdır.
Somut olayda davacının iş akdinin feshine neden olan bilgi ve belge işverence ibraz edilememiştir. Davacının iş akdinin feshine dayanak objektif değerlendirmelerin neler olduğu, hangi bilgi ve belgelerin feshe gerekçe yapıldığı davalı kurumdan araştırılmalı; ayrıca davacı hakkında mevcut ise adli ya da idari soruşturma evrakları, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlıığı, Terörle Mücadele ile ilgili birimlerden ve Bilgi Teknolojileri Kurumundan varsa davacı ile ilgili bilgi ve belgeler ile yine Bank Asyaya açılmış mevduat hesapları, hesap hareketleri ve bankacılığa ilişkin işlemler olup olmadığı sorulmalı, tüm bilgi ve belgeler değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Eksik incelemeyle yazılı gerekçe ile davanın reddi hatalı olup bozmayı gerektirir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 02.10.2017 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.