YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/38656
KARAR NO : 2017/22173
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
MAHKEMESİ : İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde 01/06/2010-07/04/2016 tarihleri arasında çalıştığını, geçerli bir fesih sebebi bildirilmeden sekiz arkadaşı ile birlikte işten çıkarıldığını, öncelikle her bir işçi zorla önlerine konulan yıllık izin talep formlarının imzalatılmak suretiyle yıllık izne çıkarıldığını, izin dönüşü iş akitlerinin fesih edildiğini, davacının ve diğer arkadaşlarının DİSK ‘e bağlı Dev-Maden-İş Sendikası üyesi olduğunu, iş akdinin feshinin sendikal nedene dayandığını, davalı işverenin … ‘de işyerlerinin mevcut olduğunu, bu işyerlerinde çalışan işçilerin sendikalaşma faaliyetlerini mart ayı başından itibaren e-devlet kapısı üzerinden üyelik olmak suretiyle gerçekleştirdiğini, davalı işverenin sendikalaşmayı haber alınca öncelikle işçiler üzerinde çeşitli baskılar uygulamaya başladığını, servis saatlerinin değiştirildiğini, fabrika müdürünün sendikalılıktan ayrılmaya zorladığını, sendikadan istifa eden düz işçilerin vardiya amiri yapıldığını, iş sözleşmesinin sendikal nedenle fesih edildiğinin tespit edilmesi ile 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. ve 6536 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25/5 maddesine göre işçinin başvurusu işverenin işe başlatması ve başlatmaması şartına bağlı olmaksızın bir yılılk brüt ücreti tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, şirketin döküm kumu üretimi işi ile iştigal etmekte olduğunu, faaliyetine konu bu işini … ‘de ve Kdz Ereğli ‘de bulunan tesislerinde gerçekleştirmekte olduğunu, işlemiş olduğu döküm kumunun neredeyse tek alıcısı konumunda olan … Cam San. ve Tic. A.Ş.’nin bu kumun bir kısmını daha uygun ekonomik koşullarda yurtdışından getirmeye başlaması sonrasında işlerde durgunluk hissedilir bir şekilde yaşanmaya başladığını, ilgili bölümün kapatılmasına karar verildiğini, tüm personelin iş sözleşmelerinin sona erdirildiğini, şirket yetkililerinin mekanik bakım ve onarım atölyesinde çalışan personelin hangisinin sendikalı hangisinin sendikasız olduğunu bildiğini, personel servislerinin geç gelmesi, güzergah değiştirmesi, yemeklerde içilmeyecek kalitede su verilmesi gibi durumların olmasının mümkün olmadığını, davalı işyerinde 3 vardiya sistemi ile çalıştığını servisin ileri sürüldüğü gibi saatlerce geç gelmesi tüm üretim planlamasını ve vardiya düzenini bozacak bir uygulama olacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece; davacının davalı işyerinde…. Maden-Sen sendika üyesi işçi olarak dinlenen davacı tanıklarının üçünün de halen aynı sendikaya üye olarak görevlerine devam ettikleri, aynı mahkemede birden fazla işçi tarafından davalıya karşı ikame olunan dava dilekçeleri aynı tarihli olan uyuşmazlıklarda davacıların bakım onarım işçisi olarak görev yaptığı, feshin bu haliyle davalı iddiasında olduğu gibi bakım onarım bölümünün kapatılması sebebiyle gerçekleştiğini, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı denetim raporuna itibar edilemeyeceğini, sendikal sebepli feshin ispat yükü üzerinde bulunan davacının iddiasını ispatlayamadığı, iş akdinin feshinin ise; davacının bakım onarım ustası olması ve davalı şirketin ülke çapında birçok bölgede faaliyet göstermesi birlikte değerlendirildiğinde,feshin son çare olma ilkesi ve işverenin işletmesel fesihte tutarlı davranması gerekliliğine aykırı olarak yapıldığı kabul edilerek feshin geçersizliğine ve davacı işçinin işe iadesine, işe başlatma tazminatının beş aylık ücret tutarı olarak ve çalıştırılmadığı süre için en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının belirlenmesine karar verilmiştir.
İstinaf Başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, taraflar istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile aynı bölümde çalışan başka işçinin başka bölümde değerlendirildiğini, davalının işletmesel karardan sonra nasıl bir çalışma yaptığını ve feshin en son çare olarak uygulanması ilkesine uygun davrandığını ispatlamayamadığını, bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu, ancak sendikadan gelen yazı cevabında halen sendika üyesi olduğu halde davalı işyerinde çalışmaya devam eden işçilerin bulunduğu, müfettiş raporunun sendikal nedene ulaşmak açısından yetersiz olduğunu davacının sendikal nedeni ispatlayamadığını bu sebeple ilk derece mahkemesi tarafından sendikal tazminata karar verilmemesinde bir aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davacı ve davalının istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık feshin, sendikal nedene dayanıp dayanmadığı noktasındadır.
Sendikal tazminat 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinde düzenlenmiş, işçilerin işe alınmalarının, belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri veya belli bir sendikadaki üyeliği korumaları veya üyelikten istifa etmeleri şartına bağlı tutulamayacağı ilk fıkrada hükme bağlanmıştır. Sözü edilen maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin, sendika üyesi olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamayacağı kuralı getirilmiştir.
İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanun’un yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez.
Dairemizce, sendikal tazminat davalarında ispat yükünün işçide olduğu hallerde, iş yerinde çalışan ve sendikaya üye olan işçilerin sayısı, hangi tarihlerde üye oldukları, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, iş yerinde çalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, aynı dönemde yetki prosedürünün işletilip işletilmediği, iş yerinde önceki dönemlerde toplu iş sözleşmelerinin bağıtlanıp bağıtlanmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı ve alınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlarla, işverence ekonomik veya teknolojik nedenlere dayalı bir fesih yoluna gidilmesi durumunda teknik yönden bu durumun araştırılması gibi ölçütler belirlenmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2009/9-373 esas sayılı kararında; maddi bir olay niteliği taşımayan niyetin ve saikin sendikal nedenlerden kaynaklandığının ispat güçlüğü ortadadır. İşverenin dış dünyaya yansıttığı görünüşteki iradesi (geçerli veya haklı nedene dayanarak yaptığı fesih işlemi) ile gerçek iradesi arasındaki perdeyi kaldırmanın ve gerçek iradesine (saikine) ulaşarak buna hukuki sonuçlar bağlamanın tek yolu fiili karinelerdir. Sendikal fesih karinesi; işçi ve işveren tarafından işverenin görünüşteki fesih iradesinin arkasına geçerek, gerçek fesih iradesi ve amacının sorgulayacak nitelikte açık ve kesin olan, iş ilişkisinin devamı sürecinde kronolojik olarak gerçekleşen olaylardan hareketle işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetinin işvereni fesih işlemine yönelttiği şeklinde hakimin çıkardığı sonuçlardır. Sendikal fesih karinesi iş hukukuna özgü fiili karine olup işçi ve işveren tarafının iddialarının doğruluğu hakkında hakimin kanaat oluşturmasına yarayan; çalışma yaşamı, sendikal yaşam, toplu görüşmeler, iş ilişkileri ve iş yargısı tecrübelerine dayanan değer yargılarıdır. Bu sonuçlar ve değer yargıları feshin sendika üyeliği veya sendikal faaliyet nedeniyle yapıldığı iddiasını artırıyor ise sendikal fesih karinesinin varlığı kabul edilmelidir şeklinde karar vermiştir.
Davacının bakım ve onarım işçisi olarak davalı işyerinde çalıştığı, iş akdinin davalı tarafça; işyeri bünyesinde gerçekleştirilen mekanik bakım onarım işinin maliyetleri yükselttiğini, bu yüzden bu işin yapılması için 3. Şahıs firmalardan teklif alınması gereksinimi doğduğunu, bu doğrultuda teklifler alınarak firma maliyetlerini önemli ölçüde düşüreceğinin tespit edildiğini bu doğrultuda alınan tekliflerin 30/03/2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile değerlendirmeye alındığını alınan bu karar ile de mekanik bakım bölümünde çalışanların iş akitlerinin 4857 sayılı İş Kanunu ‘nun 18 maddesi uyarınca 07/04/2016 tarihi itibariyle kıdem ve ihbar tazminatının ödeneceği de belirtilerek feshedilmiştir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılan şikayet üzerine davalı işyerinde yapılan teftiş, incelenen belgeler ve alınan ifadeler neticesinde ‘‘İş yerinde sendikaya üye olmaları nedeniyle baskı yapıldığı yönündeki iddiaları doğrultusunda anılan işçilere 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25. maddesinde sözü edilen sendika özgürlüğünün güvencesi başlığı altında yapılan düzenlemeye aykırı davranıldığı, aykırı hareket edildiği’’ kanaatine varıldığı tespiti yapılmıştır.
Davalı işyerinde 01.03.2016 tarihi itibariyle 53 işçi çalışmaktadır. Bu işçilerden 49’u Dev Maden İş Sendikasına üye olmuştur. İşçilerin sendikaya üye olduğunun işverence öğrenilmesine üzerine yönetici … ve … tarafından işyeri yemekhanesinde toplantı yapıldığı tarafların kabulündedir. …, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişine verdiği ifadesinde “sendika üyeliği ile sağlayacakları menfaatlerin, sendika üyesi olmadan da işveren tarafından verildiğini işçilere söylediklerini, ancak baskı yapmadıklarını” beyan etmiştir. İşyerinde çalışmaya devam eden Turgay Acar isimli işçi iş müfettişine verdiği ifadesinde “…üyelik tarihinden 15 gün sonra istifa ettiğini, istifa etmesi konusunda işyeri yetkilileri tarafından baskı yapılmadığını ancak sendika üyeliğinden istifa etmesinin iyi olacağının söylendiğini…” belirtmiştir. İşyerinde çalışmakta olan Hüseyin Egeli isimli işçi iş müfettişine verdiği ifadesinde “…üyelik tarihinden 10 gün sonra istifa ettiğini, sendika üyesi olması durumunda işverenliğin zor duruma düşeceği işyerinin kapatılacağı işsiz kalabileceklere, sendika üyeliğinden ayrılması durumunda işlerin eskisi gibi süreceği şeklinde baskı yapılması nedeniyle sendika üyeliğinden istifa ettiğini” belirtmiştir. Yine işyerinde çalışmaya devam eden …, …. ve … isimli işçilerin iş müfettişine verdikleri ifadelerinde “sendikaya üye olduklarını, üyeliklerinin halen devam ettiğini, sendika üyeliğinden sonra işyeri yöneticileri tarafından üyelik ayrılma konusunda baskı yapıldığını, 12 işçinin sendika üyeliğinden vazgeçmemeleri nedeniyle işten çıkartıldıklarını, bu çıkartılan işçilerin bakım ünitesinde çalıştıklarını ve bölümün kapatılmasının sebep olarak gösterildiğini, sendika üyesi olan işçilerin iş makinesi ile yapılan işlerin kazma kürek ile yaptırıldığını, iş sözleşmesi sona erdirilen işçiler tarafından dava açılması üzerine baskıların sona erdirildiğini” belirtmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından dinlenen davacı tanıkları, davacının iş akdinin feshedilmesi sebebini sendikal sebep olarak bildirdikleri, bakım tamir atölyesindeki işçilerin tamamının yıllık izne çıkarıldıklarını, dönüşte de işten çıkarıldıklarını, bu birimde çalışanların sendikaya üye olunca işi bırakmalarının istendiğini, sendika üyeliği sonrasında işletme müdürünün yemekhanede toplu konuşma yaptığını, işsiz kalacakları yönünde açıklamalarda bulunduğunu, sendikal faaliyetlere engel olabilmek için yemek masalarına sarı renkli pis su konulduğu, sendikaya üye olunması üzerine kazma kürekle iş yapmak durumunda bırakıldıklarını, e-devlet üzerinden istifa ettiği anlaşılan işçilere iyi, istifa etmeyen işçilere ise kötü davranıldığı,aileleri ile dahi görüşüldüğü iddiasında bulundukları görüldü. Davalı işyeri tanığı işetme şefi …; baskı yapmadıklarını, yönetim kurulu kararıyla, bakım onarım bölümünün kapatıldığını, dışarıdan hizmet alımı suretiyle eksikliğin giderildiğini, bakım onarım bölümü ünitesi sürekli çalışmayı gerektirmeyecek nitelikte olduğunu, işletme politikası gereği çıkarıldıklarını beyan etmiş diğer davalı tanığı da doğrulamıştır. Davalı tanığı işletme şefi olarak çalışan …, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Teftiş Kurulu müfettişine verdiği ifadesinde; konuşma yaptığını doğruladığı sendika üyeliği ile sağlayacakları menfaatlerin, sendika üyesi olmadan da işveren tarafından verildiğini işçilere söylediklerini, ancak baskı yapmadıklarını beyan etmiştir.
Davalı işyerinde 01/03/2016 tarihi itibariyle 53 işçi çalışmaktadır. Bu işçilerden 49’u Dev Maden İş Sendikasına üye olduğu, aralarında davacının da bulunduğu bakım onarım bölümünde çalışan 9 işçinin iş sözleşmesinin ise 30/03/2016 tarihinde alınan işletmesel karar üzerine bu bölümün kapatılması gerekçe gösterilerek feshedildiği, 16 işçinin işverenin yapmış olduğu toplantıdan sonra üyelikten istifa ettiği, yine bu bölümde çalışan 3 işçinin ise işyeri işletme şefi …’yı darp etmeleri nedeniyle iş sözleşmelerinin sona erdirildiği anlaşılmaktadır.
İş ilişkisinde işletmesel kararla iş sözleşmesini fesheden işveren, Medeni Kanun’un 2. maddesi uyarınca, yönetim yetkisi kapsamındaki bu hakkını kullanırken, keyfi davranmamalı, işletmesel kararı alırken dürüst olmalıdır. Keyfilik denetiminde işverenin keyfi davrandığını işçi iddia ettiğinden, genel ispat kuralı gereği, işçi bu durumu kanıtlamalıdır.
İşletmesel kararın amacı ve içeriğini belirlemekte özgür olan davalı işveren, işletmesel kararı uygulamak için aldığı kararın, feshi gerekli kıldığını, feshin geçerli nedeni olduğunu, kararı sürekli ve kalıcı şekilde uygulayarak feshin kaçınılmazlığını kanıtlamak zorundadır. Davacının iş sözleşmesinin mekanik bakım onarım bölümünün kapatılması gerekçesiyle feshedildiği, ancak davacıya işyerinin diğer birimlerinde çalışmasına yönelik yeni bir iş teklifinde bulunulmadığı, vasıflara uygun pozisyonların araştırıldığı bildirilmişse de iddia edilen araştırmanın somutlaştırılmadığı, …. Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 24.05.2015 havale tarihli müzekkere cevabında fesihten 6 ay sonrasında beş yeni işçinin alındığı, davacının iş akdinin fesih tarihi olan 07.04.2016 tarihinden sonra 15.04.2016 tarihinde yeni işçi alındığı anlaşılmıştır. Davalı işyerinin bakım onarım bölümünün kapatma kararının işçilerin sendikaya üye olmalarından sonraki tarihte alınması karşısında asıl amacının işyerindeki sendikal örgütlenmeyi ortadan kaldırmak amacıyla alındığı, hem mahkemece dinlenen tanık beyanları hem de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Teftiş Kurulu İş Müfettişince alınan ifadeler ile sabittir. Bu çerçevede davalı işyeri, işçilerin sendikal faaliyetlerinin yoğunlaşması üzerine; alınan karar ile birim kapatarak yönetim hakkı yetkisini kötüye kullanmak suretiyle tasarruflarda bulunmuştur. Davalı işyerinin, bakım onarım bölümünü kapatma kararı kaynaklı ilişkin fesih yetkisini, işçinin sendikal hak ve özgürlüklerinden yararlanmasını engellemek ve yeni başlayan sendikal hareketi önlemek amacıyla, ekonomik gerekçelerin arkasına gizleyerek kullanmış olup iş akdini sendikal nedenlerle ve haklı olmayan gerekçelerle feshetmiştir. Tüm deliller ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı birlikte değerlendirildiğinde feshin 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 25/3. maddesine aykırı olarak yapıldığı 6356 sayılı Kanun’un 25/4 ve 5. maddesine göre sendikal tazminata hükmedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM:
1-Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 2017/1550 esas, 2017/1230 karar sayılı ve KDZ. Ereğli 1. İş Mahkemesinin 2016/228 esas, 2017/78 karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davalı tarafından gerçekleştirilen feshin geçersizliğine ve davacının İŞE İADESİNE,
3-Davacının iş sözleşmesi sendikal nedenle feshedildiğinden 6356 sayılı Yasanın 25/5 maddesi gereğince davacı işçinin işverence işe başlatılması veya başlatılmaması şartına bağlı olmaksızın ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni ve talep gözetilerek takdiren davacının 1 yıllık brüt ücreti tutarında belirlenmesine,
4-Davacının işe iadesi için işverene süresinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakların davalıdan tahsilinin gerektiğinin tespitine,
5-Kendisini vekille temsil ettirmiş olan davacı yararına 1.980.00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Alınması gereken 31,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile ile bakiye 2,20 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
7-Davacı tarafça yapılan 366,05 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, gider avanslardan kullanılmayanların İlk Derece Mahkemesince ilgilisine iadesine,
8-Peşin alınan temyiz harcının talebi halinde davacıya iadesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19/10/2017 gününde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.