YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39136
KARAR NO : 2017/20048
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; müvekkilinin 4857 sayılı İş Kanunu’ndan kaynaklanan alacaklarının ödenmediğini belirterek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile fazla çalışma ücret alacakları hüküm altına alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İş bu kararın taraf vekillerince temyizi üzerine hafta tatili ve fazla çalışma alacakları yönünden Dairemizin 13/04/2015 tarih 2013/34075 Esas 2015/13311 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş olup mahkemece bozma ilamı doğrultusunda bilirkişiden alınan ek rapora göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 13/04/2015 tarih 2013/34075 Esas 2015/13311 Karar sayılı ilamında belirtilen, günlük onbir saatin üstündeki fiili çalışmaların her halükarda fazla mesai olarak kabul edileceği, öte yandan davacının bir haftalık zaman dilimi içinde yirmidört saat kesintisiz izinli olduğu, bu nedenle hafta tatili alacağı isteminin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki bozma gerekçesinin, temyiz incelemesi sırasında dosya içerisindeki bir kısım bilgi ve belgenin gözden kaçırılması sureti ile maddi hataya dayalı olarak oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih 197/2-520 esas, 1988/89 karar sayılı kararında, Yargıtayca temyiz incelemesinin yapıldığı sırada dosyada bulunan bir belgenin gözden kaçırılması, maddi hata nedeni olarak açıklanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun kökleşmiş içtihatları maddi hataya dayanan bozma ya da onama ilamının usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı yönündedir (Yargıtay HGK17.012007gün 2007/9-13 esas 2007/17 karar ve Yargıtay HGK 25.06.2008 gün 2008/11-448 esas, 2008/454 karar). Ayrıca belirtmek gerekir ki, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 gün ve 1957 /13 esas, 1959 karar ve 09.05.1960 gün 1960/21 esas, 1960/9 karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtay’ca maddi hata sonucunda verilen bir karara mahkemece uyulsa dahi usuli kazanılmış hak oluşmaz.
Bu tespitlerden sonra;
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin 4857 sayılı Kanun’un kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevi noktasında toplanmaktadır.
Anayasanın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim-öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.”; 2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.”; 10. fıkrasında “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.
2547 sayılı Kanun’un 50/a maddesi uyarınca, lisans düzeyinde öğrenim gördükten sonra, yükseköğretim kurumlarında yüksek lisans, doktora ya da tıpta uzmanlık öğrenimi yapmak isteyenler, yükseköğretim kurumlarınca usulüne göre açılacak sınavla ve Üniversitelerarası Kurulca tespit edilecek esaslara göre seçilirler.
Somut olayda, davacı 2547 sayılı Kanun’un 50/a maddesi gereğince Tıpta Uzmanlık Sınavını kazanarak davalı üniversiteyi tercih etmiş ve 16/05/2006 tarihinde davalı üniversiteye ait hastanede asistan doktor kadrosuna atanmıştır. 26/05/2011 tarihinde uzmanlık eğitimini tamamlayarak atama işlemi tamamlanıncaya kadar asistan doktor olarak çalışmıştır. Her ne kadar davacının bu süre içerisinde fazla çalışma yaptığı, nöbet tuttuğu ve hafta tatilleri ile genel tatillerde çalıştığı iddia edilmiş ve mahkemece de bozma ilamı sonrasında fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücret alacak talepleri kabul edilmişse de, davacı iş görme borcu kapsamında değil, uzmanlaşma amacıyla çalışmalar yapmıştır. Buna göre taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi ya da iş sözleşmesi değil, eğitime dayalı bir ilişki olduğunun kabulü gerekir. Taraflar arasındaki ilişkisinin niteliğine göre uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesi görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Hal böyle olunca, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, 02/10/2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.