YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/39255
KARAR NO : 2017/20099
KARAR TARİHİ : 02.10.2017
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : İŞE İADE
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının iş akdinin disiplin kurulu kararıyla feshedildiğini, iş sözleşmesinin fesih gerekçesi olarak gösterilen stok noksanlığı eyleminin TİS’ nin 63. ve İnsan Kaynakları Yönetmeliğinin 68. maddeleri gereğince “Görevden Çıkarma” cezasını gerektiren eylemlerin hiç birine uymadığını belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının kanuna ve kurumsal mevzuata aykırı fiilleri ile işvereni önemli ölçüde zarara uğrattığını, dava dilekçesinde veresiye satışların müvekkil işverende işyeri uygulamasına dönüştüğü yönündeki beyanın asılsız ve kurumsal mevzuata aykırı olduğunu, müvekkili kurumun küçük bir işletme değil bir kredi kuruluşu olduğunu ve bu tip uygulamaların mazur görülmesine imkan olmadığını, davacının müvekkili kurumda çalıştığı dönemde yaptığı haksız ve usulsüz işlemleri ile ilgili olarak … Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının iş sözleşmesinin İş Kanununun 25/II maddesine göre haklı nedenle fesih edildiğini, işçinin hukuka aykırı ve suç teşkil eden fiillerinden dolayı sorumlu olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı hakkında TCK’nın 257/2 maddesinden dava açıldığı, davanın … Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/349 esas sayılı dosyasından yürütüldüğü, Yargıtay uygulamalarına göre işçi hakkında ceza davası açılmasının işverenin çalışanına karşı güven ilişkisini önemli düzeyde zedeleyecek bir husus olduğundan geçerli bir fesih nedeni olacağı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının eyleminin müfettiş raporu ve iddianamede TCK 257/2 maddesi kapsamında değerlendirildiği, TİS’in 63/1 maddesinde bu suç görevden çıkarma kapsamı dışında bırakıldığı, bu durumun fesih nedeni yapılamayacağının sözleşme ile hüküm altına alındığı, aynı eyleme dayanarak üç kişi hakkında ceza davası açıldığı, teftiş raporu ve iddianamede iddiaların somutlaştırılmadığı ve ceza dosyasının sonuçlanmadığı, işçinin davranışlarından kaynaklanan bu durum yönünden de şekli koşullar oluşmadığından geçerli neden sayılmayacağı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, hükümde kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin reddi ile feshin TİS’in 63. maddesine aykırı olarak feshedildiğine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353-(1) b)2 maddesi gereğince mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. maddesi işverene, işçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle iş sözleşmesini feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin davranışlarından kaynaklanan fesihte takip edilen amaç, işçinin daha önce işlediği iş sözleşmesine aykırı davranışları cezalandırmak veya yaptırıma bağlamak değil; onun sözleşmesel yükümlülükleri ihlale devam etmesi, tekrarlaması rizikosundan kaçınmaktır. İşçinin davranışları nedeniyle iş sözleşmesinin feshedilebilmesi için, işçinin iş sözleşmesine aykırı, sözleşmeyi ihlal eden bir davranışının varlığı gerekir. İşçinin kusurlu davranışı ile sözleşmeye aykırı davranmış ve bunun sonucunda iş ilişkisi olumsuz bir şekilde etkilenmişse işçinin davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih söz konusu olur. Buna karşılık, işçinin kusur ve ihmaline dayanmayan sözleşmeye aykırı davranışlarından dolayı işçiye bir sorumluluk yüklenemeyeceğinden işçinin davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih nedeninden de bahsedilemez.
İşçinin davranışlarından ve yeterliliğinden kaynaklanan nedenler, 4857 sayılı Kanun’un 25. maddesinde belirtilen nedenler yanında, bu nitelikte olmamakla birlikte, işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen nedenlerdir. İşçinin davranışlarından veya yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerde, iş ilişkisinin sürdürülmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda, feshin geçerli nedene dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin bir suç işlediğinden veya sözleşmeye aykırı davranışta bulunduğundan şüphe ediliyor ve bu yüzden taraflar arasında iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güvenin yıkılması veya ağır zedelenmesi nedeniyle iş sözleşmesi feshedilmişse, şüphe feshinden bahsedilir. Bu fesih türünde, işverenin işçisine karşı duyduğu şüphe, aralarındaki güven ilişkisinin zedelenmesine yol açmaktadır. İşverenden katlanması beklenemeyecek bir şüpheden dolayı, işçinin iş ilişkisinin devamı için gerekli olan uygunluk ortadan kalktığından, güven ilişkisinin sarsılmasına yol açan şüphe, işçinin kişiliğinde bulunan bir sebeptir. Ciddi, önemli ve somut olayların haklı kıldığı şüphe, güven potansiyeline sahip olmaksızın ifa edilemeyecek iş için işçinin uygunluğunu ortadan kaldırdığından, şüphe feshi, işçinin yeterliliğine ilişkin fesih türü olarak gündeme gelecektir. Şüphe feshinin geçerli olabilmesi için; iş ilişkisinin devamı için gerekli olan güveni yıkmaya elverişli, objektif olay ve vakıalara dayanan güçlü bir şüphe mevcut olmalı ve ayrıca işveren, somut olayın aydınlatılması için kendisinden beklenebilecek bütün çabaları göstermelidir.
Somut olayda, davacının iş akdi, kooperatif stok takibinin mevzuat usullerine göre yapılmaması sonucunda stok noksanlığı ve fazlalığına sebebiyet vermesi, mevzuata aykırı şekilde ortaklara ve ortak olmayan kişilere veresiye vermesi ve son kullanma tarihi geçen ürünleri zamanında iade ve değişim çalışmalarını gerçekleştirmemek suretiyle kooperatif zararına sebep olması nedenleriyle haklı nedenle feshedilmiştir. Davacı işçi, davalı işveren müfettişlerince yürütülen soruşturma sırasında alınan ifadesinde ve kuruma verdiği itiraz dilekçesinde, stoklarla ilgili olarak gerekli kontrol ve sayımları zamanında yapmadığını, veresiye satışların kayda alınmadığını, işleri takip etmediğini, hata ve ihmal nedeniyle zararın meydana geldiğini, zarar vermek ve çıkar sağlamak gibi bir kastının olmadığını beyan etmiştir. Davacının da kabulünde olduğu üzere davacı, görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmeyerek, mevzuat hükümlerine aykırı davranarak davalı kurumun zararına sebebiyet vermiştir.
Davacı hakkında, feshe konu eylem sebebiyle görevi kötüye kullanma suçundan dava açıldığı, davanın … Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/349 esas sayılı dosyasından yürütüldüğü ve henüz sonuçlanmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda dosya kapsamına göre, işverenin çalışanına karşı olan güven ilişkisinin önemli düzeyde zedelendiği, iş ilişkisinin devam ettirilmesinin işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyecek hale gelmesine neden olduğu, feshin bu suretle geçerli nedenlere dayandığı anlaşıldığından davanın reddi yerine hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 31,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 27,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 3,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 72,60 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.980,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, karardan bir örneğin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
7-Taraflarca yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, kesin olarak 02/10/2017 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.