Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/40262 E. 2017/20298 K. 03.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/40262
KARAR NO : 2017/20298
KARAR TARİHİ : 03.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : ALACAK

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini beyan ederek davalıdan, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık izin ile hafta tatili alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı taraf temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının ve davacının aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapması konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 69. maddesinde çalışma hayatında “gece” en geç saat 20:00’de başlayarak en erken saat 06:00’ya kadar geçen ve her halde en fazla onbir saat süren dönemi kapsadığı, ikinci fıkrada ise bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı bölgelerinin özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin “gece” başlangıcının daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi bir oranda fazla ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işyerlerinde işçilerin gece çalışmalarını yasak etmek üzere yönetmelikler çıkartılabileceği üçüncü fıkrada ise işçilerin gece çalışmaları yedi buçuk saati geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı davalı işyerinde bekçi olarak 01/06/2006-24/12/2011 tarihleri arasında çalışmıştır. Davacı haftanın tüm günleri 18:00′ de işbaşı yapıp ertesi gün 07:00 saatleri arasında çalıştığını belirterek hesaplanacak fazla çalışma ücreti alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda tanık beyanına göre davacının günlük 6-7 saat fazla mesai yapılmayacağı gerekçesiyle kanuni ara dinlenme süreleri de dışlandıktan sonra günde üç saat fazla mesai kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Davacının çalıştığı iş niteliğine göre; çalışmalarını ağırlıklı olarak gece sürdürdüğü, çalışma döngüsünün 4857 sayılı Kanun 69. maddesine göre; davacının çalışmasının gece çalışması olarak tanımlanan saatler içerisinde geçtiği sabittir. Bu doğrultuda, davacının gece çalışmalarının günde yedi buçuk saati geçemeyeceği (İş Kanunu, Md. 69/3) bu durumun günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturacağı, gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedi buçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Bilirkişi raporunda davacının çalışmasının gece saatlerine denk geldiği dönemler yönünden, gece çalışmaları dikkate alınmayarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Fazla mesainin gece çalışmaları gözönüne alınarak belirtilen usullerde hesaplama yapılması gerekirken hukme esas olmaya yeterli olmayan rapor doğrultusunda karar verilmesi hatalı olmuştur.
3-Taraflar arasında davacının hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Ulusal bayram ile genel tatil alacaklarının ve hafta tatili alacaklarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, bu çalışmaların takdiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.
Somut olayda; davacı taraf davalı işyerinde ulusal bayram ile genel tatil ve hafta tatili alacakları talebinde bulunmuş, mahkemece talepleri tanık beyanlarına itibar edilerek yapılan hesaplamalara göre kabul edilmiş ise de bu alacaklar için indirim yapılmamıştır. Bu doğrultuda ulusal bayram ile genel tatil alacaklarının ve hafta tatili alacakları için uygun bir indirim yapılarak karar verilmesi dosya içeriğine daha uygun düşecektir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 03/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.