Yargıtay Kararı 23. Ceza Dairesi 2015/2605 E. 2015/4297 K. 28.09.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/2605
KARAR NO : 2015/4297
KARAR TARİHİ : 28.09.2015

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, … Turizm Anonim Şirketinin … ve … Bankası Alanya Şubesi nezdindeki hesabına ait görünen, 15/12/2009 düzenleme tarihli, keşide yeri Alanya olan, 17.000 TL bedel içeren ve tüm dosya kapsamına göre hesap sahibinin bilgisi ve rızası dışında sahte olarak düzenlendiği anlaşılan çeki, bir ticari alışverişe istinaden aldığı mal karşılığında katılan …’a vererek haksız menfaat temin etmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Sanığın aşamalarda verdiği savunmalarında; suç konusu çeki ticari alışveriş kapsamında … isimli kişiden aldığını; ancak bu kişiye güvenmediğinden dolayı çeki …’nin ciro etmesini istediğini ve …’nin ciro ettiği çeki aldıktan sonra da katılana vererek mal aldığını belirtmesi, aynı dosya kapsamında yargılanan; ancak beraatine hükmedilen temyiz dışı sanık …’nin ise ifadelerinde; söz konusu çeki Siirtli … isimli kişiden elma ticareti karşılığında aldığını; ancak sorun çıkması üzerine adı belirtilen bu kişiye iade ettiğini beyan etmesi karşısında; maddi gerçeğin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması bakımından; savunmalarda isimleri geçen … ve … isimli kişilerin açık kimlik ve adres bilgileri tespit edilip duruşmaya çağrılarak ayrıntılı ifadelerine başvurulması, söz konusu çekin sanık …’a ne şekilde geçtiğinin net bir şekilde açıklığa kavuşturulması, temyiz dışı sanık …’nin yeniden ifadesine başvurularak, sanık …’ın iddialarının kendisine sorularak … isimli kişiyi tanıyıp tanımadığı, sanık ile herhangi bir irtibatının bulunup bulunmadığı ve …’in sanık ile herhangi bir alışverişinin olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasından sonra sanığın hukuki durumunun yeniden takdir ve tayininde zorunluluk bulunması,

2- Kabule göre de;
a-Resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinde, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki koşullu salıverilen sanık hakkında sadece “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunma haklarından yoksunluğun kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, diğer hak yoksunluklarının ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceğinin gerektiği gözetilmeden kanundaki düzenlemeye aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi,
b-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarih ve 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak suretle adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 120 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.