YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/3570
KARAR NO : 2015/5015
KARAR TARİHİ : 12.10.2015
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın suç tarihinde arkadaşı olan mağdur …’dan aldığı borç para karşılığında sahte olarak düzenlediği, keşidecileri katılan … ve diğer mağdurlar gözüken 3 adet sahte çeki mağdur …’ya verdiği, böylece sanığın sahtecilik yoluyla şikayetçiyi dolandırdığının iddia edildiği olayda; nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunun işlediğinin iddia edilen somut olayda;
1-Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.03.1998 gün ve 6/8-69 sayılı kararında da açıklandığı üzere, önceden doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde borç kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı cihetle, mahkemece sanığın suça konu çekleri … isimli şahıstan almış olduğu borçlar karşılığında verdiği kabul edilmiş ise de, kovuşturma aşamasında beyanı alınamayan …’nın 04.08.2007 tarihli kolluk ifadesinde bu hususun anlaşılamaması nedeniyle gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla, …’nın usulünce dinlenerek suça konu çeklerin borç para verdiği sırada mı, yoksa daha sonradan verdiği borç nedeniyle mi, kendisine verildiği hususu sorulup kesin biçimde tespit edilerek sonucuna göre dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşup olunmadığı tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin olarak; TCK’nın 43. maddesinde “değişik zamanlarda” denilmesi nedeniyle aynı anda İşlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, suça konu sahte senetlerin değişik zamanlarda mağdur Meliha’ya verilmek suretiyle kullanıldığının anlaşılamaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi amacıyla, mağdur …’nın usulünce dinlenerek suça konu çeklerin aynı anda mı yoksa değişik zamanlar da mı kendisine verildiği hususu sorulup kesin biçimde tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan her iki hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.