YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/977
KARAR NO : 2011/566
KARAR TARİHİ : 15.09.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken 24.12.2005 tarihinde istifa ettiğini, noter aracılığı ile talep ettiği ödemiş olduğu aidat miktarının ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptaline ve inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, İİK 50. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken HUMK’nun 17. maddesi gereğince, davalı kooperatifin merkezinin Sincan Mahkemeleri yargı alanı içerisinde olması nedeniyle kooperatif ortaklığından kaynaklanan para alacağı için Sincan İcra Dairelerinin yetkili olduğu, HUMK’nun 17.maddesinde düzenlenen yetki kuralının kesin olup, mahkemece re’sen nazara alınması gerektiği, davalı aleyhine başlatılan icra takibinin yetkisiz Ankara İcra Dairesinde yapıldığı, yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, üyelikten ayrılan eski kooperatif üyesinin ödediği aidatın tahsiline ilişkin başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Kooperatif merkezinin Sincan’ da olduğu kooperatif ana sözleşmesinden anlaşılmıştır. HUMK’nun 17. maddesine göre kooperatif ile üyeleri arasındaki davaların kooperatifin ikâmetgahı addolunan mahal mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin, kesin yetki kuralı olup mahkemece re’sen gözetilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece HUMK’nun 17. maddesi uyarınca Sincan mahkemeleri yetkili olduğundan dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, icra takibinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olduğu da gözardı edilerek yazılı şekilde ve yanılgılı gerekçe ile yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.