YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/4288
KARAR NO : 2016/4077
KARAR TARİHİ : 30.06.2016
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik larak verilen hüküm süresi içinde davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmiştir.
Temyize konu karar niteliği gereği duruşmaya tâbi olmadığından duruşma isteminin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili,…. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz etmediğini, 19.02.2014 tarihinde mal beyanında bulunduğunu, icra emrine itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini, herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, kesinleşen icra emrine rağmen borcunu ödemeyen davalı şirket hakkında İİK’nın 158, maddesi uyarınca depo emri çıkartılarak, davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; icra takibinde davalı şirkete çıkartılan örnek 11 no’lu ödeme emrinin tebliğ edilemediği, davalıya tebligat yapılamadığından davalı aleyhindeki takibin kesinleşmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK’nın 155 ve devamı maddeleri uyarınca iflas yoluyla adi takipte davalının iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı tarafından davalı hakkında ….esas sayılı takip dosyasından iflas yoluyla adi takibe başlamış, iflas ödeme emri bizzat davalı şirkete tebliğe çıkarılmış ancak tebliğ işlemi gerçekleştirilemediğinden merciine iade edilmiş, 18.02.2014 tarihinde borçlu vekili tarafından verilen mal beyanı dilekçesinde iflas ödeme emrini tebellüğ ettiklerini bildirmiş ise de, iflas ödeme emrinin borçlu asile tebliğ edilmemesi sebebiyle davalı borçlu hakkında kesinleşmiş iflas yoluyla takip bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece belirtilen hususların kararın gerekçesinde açıkça tartışılmaması doğru olmamış ise de, sonucu itibari ile doğru olan kararın HUMK’nın 438/son maddesi uyarınca yukarıda izah edilen değişik gerekçe ile onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle sonucu itibariyle doğru olan kararın değişik gerekçeyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.