YARGITAY KARARI
DAİRE : 23. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/439
KARAR NO : 2020/3838
KARAR TARİHİ : 25.11.2020
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, davalı işçinin müvekkili şirkette “Asistant Auditor (Denetim Asistanı)” göreviyle çalışırken 31.07.2011 tarihi itibariyle istifa etmek suretiyle ayrıldığını ve taraflar arasındaki Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinin “Özel Şart” başlıklı 23. maddesine aykırı hareket ederek sözleşmede açıkça bahsi geçen rakip şirketlerden birinde çalışmaya başlayarak sözleşmede düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davalının en son aldığı aylık brüt ücret 2.600 TL’nin 12 katı tutarında olan 31.200,00 TL cezai şarttan şimdilik 1.000 TL cezai şartın faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece kısmi dava açılmayacağı gerekçesiyle eksik harç ikmal ettirilmiştir.
Davalı vekili, davalının yeni işyerinde davacı şirketteki görevinden tamamen farklı olarak “Corporate Finance-Valuation” bölümünde değerleme hizmetlerinde görev aldığını, rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı hareket etmediğini, tek taraflı düzenlenen cezai şartın geçerliliği olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının rekabet yasağı sözleşmesinde belirtilen yasak işletmelerden birinde çalışmaya başladığı fakat hali hazırda çalıştığı şirketteki “somut görev ve işlevinin” davacı şirketteki ile aynı olmadığı, rekabet yasağı ihlal edilmediğinden cezai şart ödenmesi için gereken şartın oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, sözleşmeye dayalı rekabet yasağı ihlaline ilişkin cezai şart istemidir. HMK 266. maddesi uyarınca mahkeme çözümü hukuk dışında özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşüne başvurabilir. Mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulması halinde bilirkişinin raporu denetime açık nitelikte olması gerekir.
Somut olayda mahkemece bilirkişi görüşüne başvurulmuş olup birden fazla rapor alınmıştır. Ancak bilirkişi raporları arasında mübayenet bulunmasına rağmen bu mübayenet giderilmeden ve karara dayanak yapılan rapora neden itibar edildiğine ilişkin yeterli gerekçe gösterilmeden karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece aralarında mübayenet bulunan raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın yeni bir bilirkişi veya heyete tevdi edilerek raporlar arasındaki mübayeneti de giderecek şekilde rapor temin ettirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2) Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.