Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2009/18518 E. 2012/17837 K. 03.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2009/18518
KARAR NO : 2012/17837
KARAR TARİHİ : 03.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyete ve ceza verilmesine yer olmadığına dair,

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık … hakkında katılan …’ye karşı işlediği hakaret suçuyla ilgili kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin olarak; TCK’nin 125/1-4 ve 62. maddeleri gereğince sonuç itibariyle 1740 YTL adli para cezasına ilişkin kesin olarak verilen karara karşı yapılan temyiz isteminin mahkemesince incelenerek istemin kesinlik sınırı içerisinde kalması nedeniyle reddine ilişkin 13.02.2009 günlü ek kararın tebliğ olunmasına karşın, bu karara karşı herhangi bir temyiz başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmakla, bu konu temyiz kapsamına dahil edilmeyerek inceleme dışında tutulmuştur.
1) Katılan sanık …’in, sanık … hakkında kasten yaralamaya kalkışma suçundan kurulan hükme karşı katılan sıfatıyla başvurduğu temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’ye 5560 sayılı Yasanın 23. maddesi ile eklenen 12. fıkrasına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların temyiz kabiliyeti olmayıp ancak itiraz yolu açık bulunduğundan, ayrıca itiraz merciince de bir karar verilmiş bulunduğundan, dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
2) Sanık … hakkında hakaret suçundan kurulan hükme karşı, katılan sanık …’in katılan sıfatıyla başvurduğu temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre katılan müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA,
3) Sanık … hakkında yaralama suçundan kurulan hükme ilişkin katılan sanık …’in katılan sıfatıyla yaptığı temyiz talebinin incelenmesinde;
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;

a) 5237 Sayılı TCK’nin 87/3. maddesi, 19.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Yasanın 4. maddesi ile yapılan değişikliğe kadar müstakil fıkra olup, kemik kırığının hayati fonksiyonları da dikkate alınarak değişiklikten önce ve sonraki kanun hükümleri kararın gerekçe bölümünde eyleme uygulanıp elde edilecek sonuçların denetime elverişli olacak şekilde birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan yasanın belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de;
b) TCK’nin 86/1. ve 86/3-e maddeleri gereğince tayin edilen 1 yıl 6 ay hapis cezasının TCK’nin 87/3. maddesi uyarınca yarısına kadar arttırılacağının hüküm altına alınmasına karşın, arttırma oranı takdir olunmaksızın “86/3-e maddesindeki ceza gözetilerek, verilecek cezanın yukarıdaki cezadan az olamayacağı, alt ve üst sınır dikkate alınarak, takdiren 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” şeklindeki yasallıktan yoksun ve denetime elverişsiz biçimde karmaşık uygulama yapılması,
c) Katılan …’in sarfettiği “sizi sinkaf edeceğim” tarzındaki haksız tahrik nedeni olan sözlerinden dolayı, sanığa tayin edilen cezadan TCK’nin 29. maddesi uyarınca daha makûl ve adil bir indirim oranının benimsenmesi yerine, daha vahim durumların varlığı göz ardı edilerek, (3/4) nispetindeki azami oranda indirim yapılmak suretiyle, sanığa noksan ceza verilmesi,
d) Katılanın baro tarafından atanan vekille temsil edilmesine göre; 5271 sayılı CMK’nin 324/1 ve 325/1. maddeleri ile Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8/1. maddesi gereğince, ilgili ücret tarifesine göre belirlenecek zorunlu vekil ücretinin yargılama gideri şeklinde sanık aleyhine ve hazine yararına ödenmesine karar verilmesi gerektiği halde vekaleti olmayan müdahil lehine vekalet ücretine hükmolunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.