Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2010/1412 E. 2010/2472 K. 17.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2010/1412
KARAR NO : 2010/2472
KARAR TARİHİ : 17.02.2010

Yaralama ve hakaret suçlarından sanıklar , … ve … haklarında yapılan yargılama sonucunda, sanık …’in yaralama eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 87/3, maddeleri kapsamında kaldığı, buna ilişkin değerlendirmenin Asliye Ceza Mahkemesince yapılması gerektiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine, dosyanın Bartın Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair, Bartın Sulh Ceza Mahkemesinin 27/05/2009 tarihli ve 2009/516-595 sayılı kararına yapılan itirazın kabulüne, Sulh Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ilişkin Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2009 tarih ve 2009/211 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 21/12/2009 … ve B.03.0.CIG.0.00.00.04-105-74-7245-2009/14760/72505 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan, bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2010 tarih ve 2009/296850 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle;
Mezkur ihbarnamede;
Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2009 tarih ve 2009/211 değişik iş sayılı kararının kesin olması sebebiyle, Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 29/07/2009 tarihli ve 2009/737 değişik iş sayılı kararının yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
Tüm dosya kapsamına göre;
Sanık …’in suç tarihinde diğer müşteki sanık …’nu Bartın Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 21/01/2009 tarihli ve BIO4ISM4740013/154-02/1182 sayılı raporuna göre burun kemiği kırığı oluşacak şekilde yaraladığı belirtilmesine rağmen basit tıbbî müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2-3, e, 87/3. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, ancak sanık …’e isnat edilen suçun sübutu hâlinde eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1 ve 87/3 maddeleri kapsamında kalacağı ve bu eylemi yargılama görevinin de 5235 sayılı Kanun’un 11. maddesinde gereğince Asliye Ceza Mahkemesine ait olacağı cihetle, itirazın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince anılan kararın kaldırılması lüzumunun ihbar olduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2009 tarih ve 2009/211 değişik iş sayılı kararının kesin olması sebebiyle, Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 29/07/2009 tarihli ve 2009/737 değişik iş sayılı kararının yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
TCK’nın 86/1 maddesinde “Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmek suretiyle kasten yaralama suçunun kanuni tanımı yapılmakla birlikte suçun karşılığı olan cezanın alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Diğer bir ifade TCK’nın 86/1 maddesi kasten yaralama suçunun temel ceza maddesidir.
Ceza Genel Kurulunun 13.2.2007 tarih ve 2006/5-350 E., 2007/30 K. sayılı kararında “5237 sayılı Yasanın 61/1. maddesi uyarınca, fıkrada belirtilen ilke ve esaslara uygun olarak öncelikle temel ceza belirlenerek, artırım ve indirim nedenlerinin varlığı halinde, önce artırım, sonra indirim nedenleri uygulanmak suretiyle sonuç ceza belirlenmelidir.” denilmek suretiyle ceza hakimimin hüküm kurarken cezayı nasıl belirleyeceği konusunda yol gösterilmiştir. Buna göre hakim suçun sübutu halinde öncelikle TCK’nın 61/1 maddesine göre suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirleyecektir.
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları TCK’nın 87. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1 ve 2. fıkraları değişik oranlarda artırımlar öngörmektedir. Bu artırımların TCK’nın 61/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 86/1 maddesinde öngörülen alt ve üst sınırlar içinde belirlenen temel ceza üzerinde yapılacağı konusunda bir tereddüt yoktur. Esasen ağır neticelerin ortaya çıkmasına neden bir yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde hafif bir yaralanma olarak kabul edilmesi kasten yaralama suçunun kanunda düzenleniş şekline ve kanun koyucunun amacına aykırıdır.
Vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olan yaralanmalar neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama olarak görülmüş ve TCK’nın 87/3 maddesinde düzenlenmiştir. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe 5237 sayılı TCK’nın 87/3 maddesi alt ve üst sınırları belirtilen (1 yıldan 6 yıla kadar) ceza hükmü içeren müstakil bir ceza maddesi idi. Ancak TCK’nın 87/3 maddesi 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı kanunla “Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır” şeklinde değiştirilmiş ve müstakil bir ceza maddesi olmaktan çıkarılmış ve bir artırım maddesi haline getirilmiştir. Yapılan değişiklik sonrası yaralanmanın kemik kırığına ve çıkığına neden olması durumunda TCK’nın 86/1 maddesi uyarınca temel ceza belirlenip, uygulama imkanının varlığı halinde aynı maddenin 3. fıkrasındaki artırım yapıldıktan sonra, kemik kırığı veya çıkığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre 87/3 maddesine göre cezanın yarısına kadar artırım yapılabilecektir.
Soruşturma ve yargılama makamlarınca yaralama suçlarının neticelerin araştırılması yasal bir zorunluluktur. Ancak bu sonuçların Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen esaslara uygun olması gerekmektedir. Adli tıp kriterlerine göre hangi yaralanmaların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirlenmiştir. Burunda meydana gelen kırığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar arasında sayılmadığı görülmektedir.
Yaralanmanın kemik kırığına ve çıkığına neden olduğu iddia edilen sanık hakkında TCK’nın 86/1, 87/3 maddelerinin uygulanma ihtimali bulunduğundan inceleme konusu dava dosyasına bakma görevi Bartın Asliye Ceza Mahkemesinindir.
Buna göre
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden Bartın Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2009 tarih ve 2009/211 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, Dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.