Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2011/3237 E. 2012/33815 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/3237
KARAR NO : 2012/33815
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Sanıkların mahkumiyetlerine dair.

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Sanık … hakkında kurulan hükmün, sanıklar … ve … hakkında 1219 sayılı yasaya muhalefet etme suçlarından kurulan hükümlerin incelenmesinde:
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında suç delilini gizleme suçu hakkındaki hüküm ile sanık … hakkındaki hükmün incelenmesinde:
Sanık … hakkındaki hüküm yönünden:
Diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık …’ın, ileri tedavi merkezine sevk edilen şikayetçi …’i buraya götürmeyip, evinde ehil olmayan kişiye tedavisini yaptırması şeklindeki hareketinin TCK’nin 281/1. maddesinde tanımlanan suç delillerini gizleme yada yok etme suçunu oluşturmadığı, yüklenen suçun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Sanık … hakkındaki hüküm yönünden:
Sanığın tüm aşamalardaki ifadesinde, şikayetçi …’in hastaneye getirildiğinde çocuğun kendi kendini yaktığının ve çocuğun annesinin de bu nedenle kimseden şikayetçi olmadığını söylediği, bunun üzerine … numaralı telefon ile Cumhuriyet Savcısı …’ı … numaralı telefondan aradığını, Cumhuriyet Savcısının da, kişinin kendini kendini yaralaması eylemi olmasına ve şikayet olmamasına göre işlem yapılmasına gerek olmadığı yönünde talimat verdiğini söylediği, getirtilen telefon kayıtlarından da savunmayı doğrular şekilde 18/06/2008 tarihinde saat 16.14.26’da … numaralı telefondan … numaralı telefonun arandığı ve görüşmenin de bir dakika iki saniye sürdüğü, temyiz dışı olan diğer sanık doktor …’ın tüm aşamalardaki beyanlarında, hastanedeki polisin savcı beyle görüştüğünü ve çocuğun kendi kendini yaktığının, kimseden şikayetçi olunmadığının kendisine söylendiğini bu nedenle adli rapor yazılmadığını beyan ettiği, katılan …’in de ifadesinde hastanede nöbetçi polise oğlunun kendi kendine yaralandığını deyip demediğini hatırlamadığını beyan ettiği, suç tarihi olan 18/06/2006 tarihinden yaklaşık dört ay sonra 31/10/20006 tarihinde şikayetçi olunması da nazara alındığında, sanığın ve temyiz dışı olan diğer sanık …’ın ailenin şikayetçi olmadığı ve olayın mağdurun kendini kendini yaraladığı şeklinde bildirildiği iddialarının olayın gelişimine ve dosya içeriğine uygun olduğu, tüm bu deliller ve özellikle telefon kayıtları nazara alındığında sanık …’ın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyeti için yeterli, her türlü şüpheden uzak kesin ve somut delilin bulunmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş sanık … müdafiinin ve sanık …’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 10/10/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.