Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2012/28726 E. 2012/31740 K. 26.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/28726
KARAR NO : 2012/31740
KARAR TARİHİ : 26.09.2012

Kasten yaralama suçundan sanık …’ün, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2, 86/3-a-e, 62 ve 52/1-a (ikişer kez) 3.740.00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair İnegöl 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2009 tarihli ve 2007/181 Esas, 2009/495 sayılı kararının infazı sırasında, hükümlünün para cezasını ödememesi üzerine ödenmeyen para cezalarının 374 … hapis cezasına çevrilerek infazına başlanmasını müteakip, hükümlünün cezasının geriye kalan kısmını kamuya yararlı bir işte çalışarak infaz edilmesi talebinin kabulü ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/4.maddesi uyarınca hükümlünün mahkumiyet süresinin geriye kalan yarısını kamuya yararlı bir işte çalışarak geçirmesine dair aynı mahkemenin 09.12.2010 tarihli ve 2007/181 Esas, 2009/495 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Bursa 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2010 tarihli ve 2010/1731 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 26.06.2011 tarih ve 2011/8557-36205 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29.06.2011 tarih ve 2011/241820 sayılı tebliğnamesiyle Dairemize gönderilmekle, dairemizce 21.12.2011 tarih ve 2011/38582 Esas, 2011/24832 karar sayılı ilamı ile bozma yolunda kararına karşı; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 31.01.2012 tarih ve 2011/241820 sayılı yazısı ile “…infaza ilişkin bir karar olması nedeniyle 5320 sayılı Yasanın 8.maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 326.maddesinin 4.fıkrasında düzenlenen cezayı aleyhe değiştirme yasağı ilkesinin uygulanma olanağı bulunmadığı gibi, kanun yararına bozma isteminde de 5271 sayılı CMK’un aleyhe sonuç doğurmama ilkesinin yer aldığı 309.maddesinin 4.fıkrasının ( b ) ve ( c ) bent hükümlerinin de uygulanma imkanı olmaması” gerekçesi ile itiraz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.07.2012 tarih ve 2012/176 Esas, 2012/833 sayılı kararı ile daireye gönderilmekle;
05.07.2012 … ve 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı yasa ile değişik 5271 sayılı Kanunun 308.maddesinin 2.ve 3.fıkraları ile aynı yasanın 101.maddesi ile de 5320 sayılı yasaya eklenen geçici 5.maddenin verdiği yetkiye dayanılarak dairemize gönderilen dosya hakkında;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının vaki talepleri yerinde görülmekle;
1)Yargıtay C.Başsavcılığının itirazının kabulüne;
2) 21.12.2011 tarih ve 2011/38582 Esas, 2011/24832 karar sayılı bozma ilamı kaldırılarak yapılan incelemede;
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre, hükümlünün adli para cezasını ödememesi üzerine hapse çevrilen cezasının infazı sırasında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/4.maddesi uyarınca mahkumiyet süresinin geriye kalan yarısını kamuya yararlı bir işte çalışarak geçirmesine mahkemsince karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanunun 105/4.maddesinde yer alan “iki yıl veya daha az süre ile hapis cezasına mahkum olanlardan, hükümlülük süresinin yarısını iyi halle geçirenlerin, istekleri bulunmak koşuluyla kendilerinin veya yasal temsilcilerinin veya Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkumiyet sürelerinin geriye kalan yarısını kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına mahkemece karar verilebilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca, hükmedilen esas cezanın 2 yıl veya daha az süreli hapis cezası olması gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/5. maddesinde yer alan, “Uygulamada asıl mahkumiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adli para cezası veya tedbirdir.” şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, hükümlünün esas cezasının hapse çevrilmiş olsa dahi adli para cezası olduğu, diğer bir ifadeyle kamuya yararlı bir işte çalıştırma tedbirinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50/1-f maddesi gereğince mahkemesince hüküm verilirken gösterilmesi veya 5275 sayılı Kanunun 105.maddesinin 1.ve 4.fıkralardaki şartların gerçekleşmesi halinde infaz sırasında uygulanması gerektiği, ancak her iki halde de esas cezanın hapis cezası olmasının zorunlu olduğu,
Diğer yandan 5275 sayılı Kanunun 106.maddesinde adli para cezalarının ne şekilde infaz edileceğinin ayrıntılı olarak düzenlendiği, anılan maddenin 9.fıkrasında yer alan “Adli Para Cezasından çevrilen hapsin infazı ertelenemez ve bunun infazında koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.” biçimindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere,kanun koyucunun amacının para cezasının ödenmesini sağlamak olduğu, keza kalan para cezası ödendiği takdirde hükümlünün salıverileceği cihetle, ödenmeyen para cezasının hapse çevrildiği durumlarda, cezanın geriye kalan kısmının kamuya yararlı bir işte çalışarak infaz edilmesine karar verilmesinin mümkün olmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2010 tarih ve 2010/1731 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.