Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2013/29447 E. 2013/45239 K. 11.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29447
KARAR NO : 2013/45239
KARAR TARİHİ : 11.12.2013

Kasten yaralama suçundan sanık …’nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2 ve 86/3-e maddeleri uyarınca 180 gün karşılığı adlî para cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun’un 58/6. maddesine göre cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezasının infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 02/05/2013 tarihli ve 2010/234 esas, 2013/264 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 04.10.2013 tarih ve 2013/15174-61187 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30.10.2013 tarih ve 2013/336923 sayılı tebliğnamesi Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1)Sanığın sabıka kaydında tekerrüre esas ilâmlarının bulunması karşısında, hakkında kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2-3-e maddesinden uygulama yapılırken aynı Kanun’un 58/3. maddesi gereğince hapis cezasının tercih edilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde para cezasına hükmedilmesinde,
2)5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/2. maddesinde “Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez ”hükmünün yer alması, aynı Kanun’un 86/2. maddesinde hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörülmüş bulunması karşısında, sanık hakkında tayin olunan 4 ay hapis cezasının adlî para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesinde,
3)Kabule göre de, 5237 sayılı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılma kararı verilebilmesi için hapis cezasına mahkûmiyetin zorunlu olduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden;Finike Asliye Ceza Mahkemesinin 02.05.2013 tarih ve 2010/234 esas,2013/264 sayılı kararının tebliğnamenin 1 ve 2 nolu bozma nedenleri yönünden sanığın aleyhine sonuç doğurmamak üzere 5271 sayılı 309.madde gereğince kanun yararına BOZULMASINA; 3 nolu bozma nedeni yönünden ise 5271 sayılı 309/4.maddesinin ( d ) bendi gereğince kanun yararına BOZULMASINA,
hükümden sanık ile ilgili olan A fıkrasından 5237 sayılı TCK’nin 53/1.maddesinde öngörülen hak yoksunluğuna ilişkin kısmının çıkarılmasına,infazın bu şekilde yapılmasına,hükmün diğer bölümlerinin aynen korunmasına, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 11.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.