YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/10663
KARAR NO : 2016/10653
KARAR TARİHİ : 27.04.2016
Hakaret ve tehdit suçlarından şüpheli …, kasten yaralama suçundan şüpheliler …..haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 10/07/2013 tarihli ve 2013/377197 soruşturma sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/09/2013 tarihli ve 2013/1379 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 12.02.2014 tarih ve 2013/3290-11029 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.01.2014 tarih ve 2014/22488 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine gönderildikten sonra görevsizlikle, Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre;
1) Danıştay 1. Dairesinin 23/09/2010 tarihli ve 2010/1315 esas, 2010/1315 sayılı kararı ile, Tüm-Belsen İstanbul 1 no’lu şube başkanı Kadir Kılıcı hakkında 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/D-e maddesinde belirtilen “Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak” fiilini işlemesi nedeniyle disiplin soruşturması açıldığı, bu nedenle şikâyetin 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca ciddi bulgu ve belgelere dayanmadığı anlaşıldığından itirazların reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, dosyada mevcut Danıştay 1. Dairesinin 23/09/2010 tarihli ve 2010/1315 esas, 2010/1315 sayılı kararına ilişkin yasal delilin karar yerinde tartışılmadığı gibi şikâyete ilişkin ciddi bulgu ve belgeler olmadığı hâlde olay tarihinden (17/04/2009) sonra düzenlendiği anlaşılan Adli Tıp Kurumu Fatih Şube Müdürlüğünün 29/01/2010 tarihli 2010/410 sayılı raporuna dayanılarak yazılı gerekçe ile ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde,
2) Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara ilişkin itiraz hakkı olmayan Tüm Bel-Sendikasının itirazının da merciince değerlendirildiği; ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173/1. maddesinde yer alan, “Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır
ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi başkanına itiraz edebilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, şikâyetçi sendikanın müsnet kasten yaralama, hakaret ve tehdit suçlarından açık bir hakkı zedelenmediği cihetle itiraz hakkının bulunmadığı, nitekim Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/06/2010 tarihli, 2009/16787 esas, 2010/7000 sayılı ve Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 14/02/2012 tarihli ve 2011/67253 esas, 2012/7894 sayılı ilamlarında belirtildiği üzere, toplumdaki demokratik düzenin sağlanması açısından adalet hizmetinin verilmesinin, Devletin temel görevi olduğu, Devlete ait olan adaletin gerçekleşmesi görevinin halka karşı bir görev olmakla birlikte, Devletin adalet mekanizmasını harekete geçirmesini istemek konusunda her vatandaşın genel bir talep hakkı olmayıp, vatandaşın bu konuda hak sahibi olması için özel bir düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu, ceza muhakemesi hukukunda da bu hakkın ancak suçtan zarar görene tanınmış olduğu dikkate alındığında, itirazın bu yönden reddi yerine, yazılı gerekçelerle ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesinde; isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2013 tarih ve 2013/1379 değişik iş sayılı kararıyla şikayet olunan Mustafa Demir hakkında da kasten yaralama suçundan verilen ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ise de; dosya kapsamından; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca şikayet olunan Mustafa Demir hakkında kasten yaralama suçundan değil, görevi kötüye kullanma suçundan soruşturma yürütüldüğü, 4483 sayılı kanun gereğince soruşturma izni istendiği, İçişleri Bakanlığının 26.02.2010 tarih ve B050MAH0071003 sayılı kararıyla iddianın işleme konulmamasına karar verildiği, karara itiraz üzerine Danıştay 1. Dairenin 23.09.2010 tarih ve 2010/1315 Esas, 2010/1315 sayılı kararıyla itirazın reddine karar verilerek kesinleştiği, bunun üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.07.2013 tarih ve 2009/377197 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair ek kararıyla şikayet olunan Mustafa Demir hakkında görevi kötüye kullanma suçundan inceleme yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, esasen şikayet olunan Mustafa Demir’in kasten yaralama olayının gerçekleştiği yerde olmadığı gibi şikayetçilere kasten yaralama eyleminde bulunduğuna ilişkin bir iddia ve soruşturmanın da bulunmadığı, bu nedenle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesince şikayet olunan Mustafa Demir hakkında kasten yaralama suçu yönünden ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın ortadan kaldırılmasına karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi, hususunun da kanun yararına bozma sebebi yapılıp yapılmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, takdir hakkı kullanıldıktan sonra diğer kanun yararına bozma istemlerinin incelenmesine; 27.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.