Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2015/11435 E. 2015/28447 K. 14.10.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/11435
KARAR NO : 2015/28447
KARAR TARİHİ : 14.10.2015

MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1)Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mahkemenin delilleri takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamenin bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA,
2)Sanık… hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık … mağdurda kemik kırığı oluşacak şekilde yaralama yapmadığını savunması, mağdurun da burnuna vuran kişinin sanık .. olduğunu beyan etmesine göre sanık…’in eyleminin soruşturması ve kovuşturmasının şikayete bağlı TCK’nin 86/2. maddesi kapsamında kaldığının anlaşılması ve müştekinin şikayetten vazgeçmesi karşısında, TCK’nin 73/4. maddesi gereğince sanıktan şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulup sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 14/10/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Mağdur anlatımına göre sanıkların aynı suç işleme iradesi altında TCK’nin 37/1 maddesi uyarınca müşterek faillik hali gerçekleştiğinden her iki sanıkta en ağır netice olan kemik kırığı oluşacak şekilde yaralamadan sorumlu tutulmalıdır. Bu sebeple hükmün onanması görüşünde olduğumuzdan sanık … hakkındaki eylemin TCK’nin 86/2 maddesi kapsamında kaldığına ilişkin dairemiz sayın üyelerinin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.