Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/15214 E. 2016/17864 K. 19.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15214
KARAR NO : 2016/17864
KARAR TARİHİ : 19.10.2016

Yaralama ve mala zarar verme suçlarından sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/1, 86/3-e, 151/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve 2.000.00 Türk Lirası adlî para cezaları ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2015 tarihli ve 2013/578 Esas, 2015/388 sayılı Kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 31.07.2016 tarih ve 2016/9232 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 20.09.2016 tarih ve 2016/324264 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
Dosya kapsamına göre,
1) Gerek katılan sanık …’in, gerekse de tanık …’ın beyanları doğrultusunda, ilk önce katılan sanıklar … ve …’nın …’e saldırması sonrasında …’in kendisini savunmak amacıyla karşı saldırıda bulunmuş olduğunun anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 25/1. maddesinde yer alan “(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.” şeklindeki düzenleme nazara alınarak sanığın eyleminin meşru savunma olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunun tartışılmadan,
2) Gerek katılan sanık …’in beyanlarında yargılamaya konu araca zarar vermediğini beyan etmesi, gerekse de katılan sanıklardan sadece …’nın bahse konu araca katılan sanık … tarafından zarar verildiğini belirtmesi karşısında, araçtaki zararın katılan sanık … tarafından oluşturulup oluşturulmadığı hususunda şüphe bulunduğu, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Tebliğnamedeki 1 no.lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Her ne kadar tebliğnamede yaralama suçu için eylemin meşru savunma olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu tartışılmadan karar verildiğinden bahisle kanun yararına bozma talep edilmiş ise de; … Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2015 tarihli ve 2013/578 Esas, 2015/388 sayılı Kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dairemizin 16.03.2016 gün 2016/4047 Esas, 2016/6760 sayılı Kararıyla yaralama suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verildiği, hükmün henüz kesinleşmediği anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK’nin 309/1. maddesine göre, kesinleşmemiş kararlar aleyhine kanunun yararına bozma yoluna gidilemeyeceğinden,
Açıklanan bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nin 309. maddesi koşullarını taşımayan kanun yararına bozma isteminin REDDİNE;
2) Tebliğnamedeki 2 no.lu bozma görüşüne yönelik yapılan incelemede;
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2015 tarihli ve 2013/578 Esas, 2015/388 sayılı Kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 19.10.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nin 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar
ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı Kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı Kararı da bu doğrultudadır.)
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; mahkemece sanığın mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK’nin 151/1, 62. 52/2-4. maddeleri gereğince 2000 TL. Adli Para cezasıyla cezalandırılmasına kesin olarak karar verilmiştir. Tanık beyanlarının ve delillerin değerlendirilmesi bizatihi mahkemenin takdirine ilişkin bir konu olup mahkeme bu hususta eylemin sübut bulduğunu kabul ederek takdir hakkını bu yönde kullanarak uygulama yapmıştır.
Tebliğnamenin 1. maddesi yönünden, Yargıtay 3. Ceza Dairemizin 16.03.2016 tarih, 2016/4047 Esas ve 2016/6760 sayılı Kararı ile bozma kararı verildiğinden ve bu yönü ile dosya derdest olduğundan 1 no.lu red kararının usule uygun olduğu,
Ancak tebliğnamenin 2 no.lu “Gerek katılan sanık …’in beyanlarında yargılamaya konu araca zarar vermediğini beyan etmesi, gerekse de katılan sanıklardan sadece …’nın bahse konu araca katılan sanık … tarafından zarar verildiğini belirtmesi karşısında, araçtaki zararın katılan sanık … tarafından oluşturulup oluşturulmadığı hususunda şüphe bulunduğu, “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine” dair bozma görüşü yukarıda açıklanan nedenlerle, mahkeme hakiminin takdirine ilişkin olduğu, bu nedenle kanun yararına bozulamayacağı görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun 2 numaralı bozma düşüncesine muhalifim.