Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2016/15778 E. 2016/18282 K. 26.10.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/15778
KARAR NO : 2016/18282
KARAR TARİHİ : 26.10.2016

Kasten yaralama suçundan sanık …’in beraatine dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2014 tarihli ve 2014/500 esas, 2014/516 sayılı kararının Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 26/11/2015 tarihli ve 2015/16767 esas, 2015/33862 sayılı ilamı ile sanık aleyhine bozulmasını müteakip, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı Mahkemenin 24/12/2015 tarihli ve 2015/692 esas, 2015/621 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığı’nın 20.07.2016 tarih ve 2016/7522 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.09.2016 tarih ve 2016/311725 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
… Asliye Ceza Mahkemesinin 01/10/2014 tarihli kararının katılan vekilinin temyizi üzerine sanık aleyhine bozulması ve benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29/12/2015 tarihli ve 2015/6695 esas, 2015/32329 sayılı ilamındaki, “… hükmün aleyhe bozulması halinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğini sorulması zorunlu olup aynı kurala 5271 Sayılı CMK’nun 307/2. maddesinde de yer verilmiştir. Anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkanı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı, ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kural niteliğinde olup öncelikle sanığın bozma kararına karşı beyanı alındıktan ve aleyhine olan bozma kararına karşı kendini savunma imkanı tanındıktan sonra bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verilmesi gerekir. Somut olayda mahkemece verilen hükmün sanıkların aleyhine bozulması üzerine; karar verildikten sonra bir daha dönülme imkanı bulunmayan bozma ilamına karşı savunmaları alınmadan, 28/01/2015 tarihli oturumda uyma kararı verilip daha sonraki bir tarihte bozmaya ilişkin beyanlarının tespiti ile 1412 Sayılı CMUK’nun 5320 Sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 326. maddesine aykırı olarak sanıkların savunma haklarının sınırlandırılması suretiyle karar verilmesi” şeklindeki ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 326. maddesinin 1-2. fıkralarında “Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak mahkeme, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.” şeklindeki hükümler karşısında, ilgililere bozma ilamının tebliğ edilerek diyeceklerinin sorulması gerektiği gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309.maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; … Asliye Ceza Mahkemesinin 24/12/2015 tarihli ve 2015/692 esas, 2015/621 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4.maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE; 26.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.