YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4047
KARAR NO : 2016/6760
KARAR TARİHİ : 16.03.2016
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyete ve temyizin reddine dair
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanık hakkında mala zarar verme suçundan temyiz isteminin reddine dair karar karşı temyiz başvurusunda bulunulmadığından temyiz incelemesi kapsamı dışında tutulmuştur.
Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine, ancak;
Sanık … müdafiinin “katılan” sıfatıyla da sanıklar … ve … hakkında yaralama suçundan kurulan hükümlerin aleyhine temyiz başvurusunda bulunduğunun anlaşılması karşısında bu hükümler yönünden işin esasına girilerek yapılan incelemede;
1) Hükme esas alınan katılan sanık … hakkındaki … Devlet Hastanesinin 12.09.2013 tarihli raporunda “kollarda, boyunda, bacaklarda; vücutta muhtelif sıyrık ve kesici alete bağlı oluşmuş üzeri kabuklu iyileşmekte olan lezyonlar mevcut BTM ile iyileşir” olduğunun belirtilmesine karşın, dosya içine getirtilen ancak incelenmeyen olayın hemen akabinde… Hastanesine müracaat eden katılan sanık … hakkında tanzim olunan 09.09.2013 tarihli epikriz raporundan sonra 14.09.2013 tarihli epkrizde “ darp sonrası burun kanaması, gözde morarma, burun sağa devie, BT de sağ maksiller sinüste mukozal kalınlaşma ve 2.5 mm çapında antrolit izlenmiştir septum nazi sağa deviyedir, tanı olarak burun kemiklerinin kırığı, epistaksis, nazal septum deviasyonu” olduğunun yazılı bulunmasına göre, katılan sanık …’e ait geçici ve kati doktor raporları ile… Hastanesince düzenlenen rapor ve tedavi belgeleri birlikte Adli Tıp Kurumu Ankara şube müdürlüğüne gönderilerek, katılan sanığın yaralanmasına ilişkin usulüne uygun şekilde raporu aldırılmadan eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2) Katılan sanık…’in, katılan …’yı yaralamasına ilişkin hükmün incelenmesine gelince; 2008 yılında katılan sanık …’in babası ..’in öldürülmesi, abisi…’in ise nitelikli yaralanması nedeniyle sanıklar ile katılan sanık arasında süregelen husumet bulunduğu, devamında katılan sanık …’in … Valiliğine 09.10.2013 tarihinde başvuruda bulunarak önceki adam öldürme ve yaralama olayının failleri olan Konca soyadlı kişiler tarafından tehdit edildiğini bu nedenle koruma hizmeti verilmesini talep etmesi üzerine buna dair koruma hizmetinin verildiğinin anlaşılmasına, olayın tek tanığı olup kovuşturma aşamasında beyanda bulunan tanık …’ın 25.03.2014 tarihli yeminli anlatımında “..bir aracın hızlı bir şekilde gelip aniden el freni çekerek durduğunu ve şu an huzurda bulunan ve elinde market poşeti bulunan …’in önünü kestiğini ve ana avrat sinkaflı küfürler ederek birden kavgaya tutuştuklarını gördüm, her iki taraf karşılıklı küfürleştiler, araçta iki kişiydiler, aracı kullanan ve ismini bilmediğim şahsın elinde bıçak vardı, diğer şahsın elinde ise sopa vardı, …’in elinde ise kemer vardı, karşılıklı birbirlerini darp ettiler” şeklinde beyanda bulunmasına, katılan sanığın tüm aşamalarda ısrarlı ve tutarlı olarak marketten alışveriş yapıp elinde poşetlerle birlikte yolda yürüdüğü esnada diğer iki sanığın bindiği aracı önünde durdurup araçtan inen sanıklardan …’in bıçakla ve İsmail’in ise sopayla kendisine saldırıp vurmaları üzerine belindeki kemeri çıkarıp kendisini savunmak amacıyla saldıran sanıklara karşı hamle yaptığını, her iki sanık ile mücadele ettiğini ve sonrasında katılan sanık …’nın boğuşma sırasında yaralandığını belirtmesi karşısında, olayın başlangıcı gelişimi ve sonlanış biçimi nazara alınarak, sanığın, kendisine iki kişi tarafından yönelmiş olan haksız saldırıyı o andaki hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetme zorunluluğu ile eylemini meşru savunma koşulları altında gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususunun, bu bağlamda sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 25. maddesinin uygulanma imkanının olup olmadığının karar yerinde tartışılmaması,
3) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 esas – 2015/85 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4) Kabule göre de;
a) Geçmişte sabıkası bulunmayan, duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışından da söz edilmeyen sanık hakkında yerinde olmayan gerekçeyle hapis cezasının ertelenmemesi,
b) Katılan sanık … ile katılan sanıklar … ve … arasında, önceye dayalı adam öldürme ve kasten yaralamaya dair suçlar nedeniyle husumetin bulunması, adam öldürme olayından sonraki zaman dilimi içinde katılan sanık …’in “…” soyadlı kişiler tarafından tehdit edildiğinin … Valiliği tarafından ciddi görülerek katılan sanığa koruma hizmetinin verilmiş bulunduğunun görülmesi ve suç tarihinde ilk saldırıyı yapanın “…” soyadlı sanıklar olduğunun anlaşılması karşısında, uzunca bir zaman dilimi içinde devam eden haksız saldırıların niteliği ve yoğunluğu gözetilerek katılan sanık … hakkında TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, 16.03.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.